Ey fırsatçılar… Aklınızı başınıza alın.

Değerli okurlarım,
Şanlıurfa sadece bir şehir değildir; direnişin, sabrın ve zekânın adıdır. Bu toprakların hikâyesi sadece savaşlarla değil, türkülerle, sofralarla ve en önemlisi birlikle yazılmıştır.
Bugün sofralarımızın vazgeçilmezi olan isotun da aslında böyle bir hikâyesi vardır…

Yıllar önce düşman Urfa’yı işgal ettiğinde sadece şehir değil, geçim kaynağı olan isot tarlaları da hedef alınmıştı. O dönemde insanların bir araya gelmesi yasaktı. Toplanmak, konuşmak, plan yapmak bile mümkün değildi.
Ama Urfalı pes etmedi.
Çareyi “sıra gecelerinde” buldular. Türküler söylendi, sohbetler edildi, dışarıdan bakıldığında sadece bir eğlence gibi görünen o gecelerde aslında büyük bir direnişin planları yapıldı. Düşmanın dikkati dağıtılırken, Urfalılar sessizce organize oldu.
Ve o birlik ruhuyla…
Hem isot tarlaları hem de Şanlıurfa kurtarıldı.
İşte isotun asıl hikâyesi budur.
Emek vardır, akıl vardır, dayanışma vardır.
Bugün ise o kadim hikâyenin karşısına bambaşka bir tablo çıkıyor.
Ticaret Bakanlığı denetimlerinde ortaya çıkan fahiş fiyatlar, bu mirasa gölge düşürüyor. 50 liraya alınan ürünün 200-250 liraya satılması, sadece ticaret değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir.
Buradan açıkça söyleyelim:
Bu toprakların ürünü üzerinden fırsatçılık yapanlar, sadece vatandaşa değil, bu şehrin tarihine de haksızlık yapıyor.
Ey fırsatçılar…
Aklınızı başınıza alın.
Bu isot, öyle sıradan bir ürün değildir.
Bu isot, türküyle plan yapanların, birlik olup direnenlerin mirasıdır.
Dün o tarlalar nasıl sahipsiz bırakılmadıysa, bugün de bu değer sahipsiz değildir.
Değerli okurlarım,
İsotun acısı yakar ama geçer…
Fırsatçılığın acısı ise toplumun vicdanında iz bırakır.
Unutmayalım;
Bu hikâyede kazanan her zaman birlik olanlar olmuştur.






