EGE'DEN BİR HABER

ARINMA SÖZDE DEĞİL, HERKES İÇİN OLMALI!

Şehmus GÜMÜŞTAŞ

HALKIN DİLİNDEN

Değerli Okurlarım;

Siyasette kullanılan her kelime, hele ki bir genel başkanın ağzından çıkan her cümle, sadece bugünü değil yarını da bağlar. Bu yüzden söylenen her sözün altı doldurulmalı, samimiyeti de icraatlarla ispat edilmelidir.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği “arınma” söylemi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Arınma; temizlenmek, yanlışlardan uzaklaşmak ve siyaseti şaibeden kurtarmak anlamına geliyorsa buna kimsenin itirazı olamaz. Aksine, bu ülkenin dürüst vatandaşları böyle bir anlayışı destekler.

Ancak burada cevabı bekleyen önemli sorular var.

Madem gerçek bir Cumhuriyet Halk Partili yolsuzluğa bulaşmaz deniliyor; o halde bugün CHP içinde siyaset yapan, Sayın Özgür Özel’i destekleyen, yeni yönetimle birlikte hareket eden milletvekilleri ve belediye başkanları hakkında zaman zaman kamuoyuna yansıyan iddialar ne olacak?

Eğer ortada hukuken ispatlanmış suçlar varsa, bunun gereği yapılmalıdır. Yok eğer böyle bir durum yoksa, o zaman kimseyi peşinen suçlu ilan edecek söylemlerden de kaçınılmalıdır. Hukuk devletinde hükmü verecek olan mahkemelerdir; gazetecinin görevi ise belgeyi araştırmak, kamuoyunu doğru bilgilendirmektir.

Ben de yıllardır araştırmacı gazetecilik yapan biri olarak şunu açıkça ifade ediyorum:

İzmir’de ve Ege Bölgesi’nde bazı belediyelerle ilgili kamuoyunda uzun süredir konuşulan çok sayıda iddia bulunmaktadır. Bu iddialar; bazı ihalelerden, kamu kaynaklarının kullanımına, belediyeler ile belirli kişi ve çevreler arasındaki ilişkilere kadar uzanmaktadır.

Gazetecilik dedikodunun peşinden gitmek değildir.

Gazetecilik; iddiaları belgeyle araştırmak, doğrulamak ve kamu adına hesap sormaktır.

Yaptığımız araştırmalar sırasında kamu vicdanını rahatsız eden birçok bilgi ve belgeyle karşılaştık. Elbette hiçbir kişi ya da kurumu peşinen suçlu ilan etmiyoruz. Ancak elde edilen bilgi ve belgelerin kamu yararı açısından incelenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü belediyeler siyasi partilerin kasası değil, milletin emanetidir.

Belediye başkanları da dokunulmaz insanlar değildir.

Kim olursa olsun…

Hangi partiden olursa olsun…

Hangi makama sahip olursa olsun…

Kamu malına uzanan elin hesabı sorulmalıdır.

Bugün iktidar belediyesiyse de, muhalefet belediyesiyse de ölçü değişmemelidir. Adaletin terazisi parti rozetine göre tartmaz.

Ne yazık ki ülkemizde yıllardır siyasetin en büyük hastalığı, yanlışın sadece rakipte aranmasıdır. Kendi kapısının önünü süpürmeyenlerin, başkasına temizlik dersi vermesi toplumu ikna etmez.

Arınma gerçekten olacaksa önce aynaya bakılmalıdır.

Temizlik gerçekten yapılacaksa önce en yakın çevreden başlanmalıdır.

Şeffaflık gerçekten isteniyorsa bütün belediyelerin hesapları milletin önüne eksiksiz konulmalıdır.

Biz gazeteciler için hiçbir siyasi parti kutsal değildir.

Bizim kutsalımız millettir.

Bizim tarafımız halktır.

Bizim pusulamız ise belgedir.

Bugün nasıl iktidarın yanlışını yazıyorsak, yarın muhalefetin yanlışını da aynı cesaretle yazmaya devam edeceğiz. Çünkü gerçek gazetecilik; alkış tutmak değil, gerektiğinde rahatsız edici soruları sorabilmektir.

Buradan açıkça ifade ediyorum:

Eğer ortada kamu zararına neden olan uygulamalar, usulsüzlükler veya hukuka aykırı işlemler varsa, bunların üzeri hiçbir siyasi kimlikle örtülemez.

Hiç kimse “bizden” diye korunmamalıdır.

Hiç kimse “karşı taraftan” diye peşinen mahkûm edilmemelidir.

Adalet, belge ve hukuk konuşmalıdır.

Araştırmalarımız devam ediyor.

Belgeler konuştukça, gerçekler de birer birer kamuoyunun önüne çıkacaktır.

Çünkü gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ