EGE'DEN BİR HABER

ŞEYH SAİT

Feyzullah TURAN

“Hakikatin tarafı olmaz.
Belgenin ideolojisi olmaz.
Vicdanın da siyasi kimliği olmaz.”

ŞEYH SAİT

Türkiye’de bazı isimler vardır ki, üzerinden bir asır geçmesine rağmen tartışılmaya devam eder. Şeyh Said de bu isimlerden biridir.

Kimileri onu inancı uğruna mücadele etmiş bir din adamı olarak değerlendirir. Kimileri ise genç Cumhuriyet’e karşı başlatılan bir isyanın lideri ve devlete karşı silahlı kalkışmanın sorumlusu olarak görür.

Peki, hangisi doğrudur?

Belki de önce şu soruyu sormak gerekir:
Tarih, tarafların sloganlarıyla mı yazılır; yoksa belgelerle mi?

Tarihçinin görevi; sevdiği ya da sevmediği kişileri aklamak veya mahkûm etmek değildir. Asıl görevi, dönemin şartlarını anlamaya çalışmak ve eldeki belgeleri nesnel biçimde değerlendirmektir.

1925 yılına gelindiğinde Cumhuriyet henüz yeni kurulmuştu. Hilafet kaldırılmış, kapsamlı reformlar hayata geçirilmeye başlanmıştır. Kurulan devlet yeni bir düzen inşa etmeye çalışırken,
Doğu’da, doğru ya da yanlış, Şeyh Said önderliğinde silahlı bir isyan ortaya çıkar.

Bu isyanın nedenleri konusunda bugün dahi tam bir görüş birliği bulunmamaktadır.

Dinî hassasiyetleri öne çıkaranlar vardır.
Etnik ve milliyetçi boyutunu vurgulayanlar vardır.
Aşiret yapısını, bölgesel dengeleri ve dönemin uluslararası gelişmelerini belirleyici gören birçok araştırmacı ve tarihçi mevcuttur.

Gerçek şu ki; böylesine önemli bir olayı tek bir nedene indirgemek, tarihin çok katmanlı yapısını göz ardı etmek anlamına gelir.

Bununla birlikte;
üzerinde tartışma bulunmayan bir gerçek vardır.

Silahlı isyan, genç Cumhuriyet’i ciddi bir güvenlik kriziyle karşı karşıya bırakmış, çok sayıda asker, sivil ve isyancı hayatını kaybetmiştir.

Bu acıyı yaşayanlar da bu ülkenin insanları olmuştur.
Aynı ülkede bugün yaşayan bizler, o gün can verenlerin torunlarıyız.

Bugün bize düşen görev; yüz yıl önce yaşamış insanları bugünün öfkesiyle yargılamak değil, onların yaşadığı dönemi anlamaya çalışmaktır. Çünkü tarih, intikam almak için değil, ders çıkarmak için okunur.

Eğer geçmişten gerçekten ders almak istiyorsak, ne bir kişiyi kutsallaştırmalı ne de onu anlamaya çalışmadan peşinen mahkûm etmeliyiz.


Hakikatin tarafı olmaz.
Belgenin ideolojisi olmaz.
Vicdanın da siyasi kimliği olmaz.

Bugün Anadolu vatanını sevenlere düşen görev; tarihi sloganlarla değil, akılla, vicdanla ve Anadolu’yu incitmeden, belgelerle okumaktır.

Böyle yaparsak; geçmişi, geleceğimizi aydınlatan bir öğretmene dönüştürebiliriz.

ESEN KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ŞEYH SAİT - 28 Temmuz 2026 15:32
YENİ PARTİ YENİ BİR UMUT MU? - 25 Temmuz 2026 14:43
HAKİKAT Mİ? SUSMAK MI? - 15 Temmuz 2026 21:25
KEMAL KILIÇDAROĞLU - 24 Haziran 2026 21:01
ÖZGEÇMİŞ - 15 Haziran 2026 20:20
TARAFSIZLIK MI, HAKİKAT Mİ? - 8 Haziran 2026 21:07
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ