EGE'DEN BİR HABER

TARAFSIZLIK MI, HAKİKAT Mİ?

Feyzullah TURAN

Hakikat bazen alkışlanmaz; önce yalnız kalır, sonra anlaşılır, en sonunda kabul edilir…

İnsanlık tarihi boyunca en çok kullanılan cümlelerden biri şudur:
“Ben tarafsızım.”

Peki gerçekten öyle mi?

Tarafsızlık bazen erdemdir. Ama bazen de hakikatin karşısında susmanın kibar adıdır.

Bir ev düşünün…

Ev yanıyor.

Birisi “Yangın var!” diye bağırıyor.

Diğeri ise “Tarafsız kalalım, yangın olup olmadığını zaman gösterecek.” diyor…

O ev kurtulur mu?

Tarih boyunca toplumsal felaketlerin çoğunluğu, yanlışa karşı doğruların söylenmeyip sözde tarafsız olmaktan gelmiştir.

Bugün geçmişe baktığımızda her şeyi çok net görüyoruz.

• Roma’nın çöküşünü…
• Osmanlı’nın gerilemesini…
• Sovyetler Birliği’nin dağılmasını…

Kitaplardan okuyup sebeplerini bulup görebiliyoruz. O günün insanlarının aynı netlikle göremediklerini anlıyoruz. İnsan yaşadığı dönemin içine hapsolduğu zaman, balığın suyu fark etmemesi gibi çevresinde olanlara anlam veremez.

Osmanlı’nın en güçlü dönemlerinde kimse birkaç asır sonra dağılacağını düşünemezdi.

Roma dünyaya hükmederken kimse bir gün gelip kapılarının çalınacağını hesap edemezdi.

Sovyetler Birliği uzaya insan gönderirken birkaç yıl sonra haritadan silinecek bir devlet olacağı öngörülemezdi.

Demek ki;

Devletleri çökerten şey dışarıdaki düşmanlardan önce içerideki körlüktür.

Körlük ise çoğu zaman çıkarla beslenir.

Çıkar sahibi olanlar gerçekleri görmek istemez.

Gerçekleri görenler ise konuşmak istemez.

Sonunda herkes susar ve tarih konuşur.

Bugün de benzer bir kavşakta geziniyoruz.

• Ekonomiyi konuşuyoruz.
• Adaleti konuşuyoruz.
• Eğitimi konuşuyoruz.
• Ahlakı konuşuyoruz.

Ama asıl olanı;
ülkemizin geleceğini konuşmuyoruz.

Bir milletin geleceğini; kanunlar, partiler ve liderlerden önce vicdanlar belirler.

Vicdanın olmadığı yerde hukuk kâğıt üzerinde kalır.

Ahlakın olmadığı yerde eğitim sadece diploma üretir.

Adaletin olmadığı yerde güç zulme dönüşür.

Sorgulama olmadığı sürece milletler tekrara mahkûm olurlar.

Atalarımız “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” demiş.

Neden onuncu köyü hep doğruyu söyleyenlerin kurduğunu oturup düşünmeliyiz.

Hakikat başlangıçta yalnızdır.

Kalabalıklar önce ona güler, sonra ona kızar, sonra onunla mücadele ederler, sonunda onu kabul etmek zorunda kalırlar.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Mesele taraf olmak değil, hakikatin tarafında durabilmektir.

Zaman geçer…
İktidar değişir…
Muhalefet değişir…
Nesiller değişir…

Ama hakikat yerinde durur ve bir gün herkes onun yanına gelir.


Tarih; öncelikle yanlışı yapanları değil, hakikati gördüğü hâlde “tarafsızım” diyerek görmezlikten gelenleri daha çok yargılar.

ESEN KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
TARAFSIZLIK MI, HAKİKAT Mİ? - 8 Haziran 2026 21:07
SEVGİLİ KARDEŞLERİM - 27 Mayıs 2026 15:49
ORTAK BİR AKIL GELİŞTİRMEK - 30 Nisan 2026 17:52
MUHSİN YAZICIOĞLU - 24 Mart 2026 21:43
SESSİZLİĞİN BAYRAMI - 19 Mart 2026 20:10
ÇANAKKALE - 18 Mart 2026 01:04
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ