EGE'DEN BİR HABER

Halk Kimi Dinledi, Kime Mesafe Koydu?

Şehmus GÜMÜŞTAŞ

HALKIN DİLİNDEN

Değerli okurlarım,

Son günlerde siyaset sahnesinde yaşananlar aslında Türkiye’nin nasıl bir ruh hâlinde olduğunu açıkça ortaya koydu. Günlerdir yapılan çağrılar, sosyal medyada yükseltilen sert söylemler, “Cumhuriyet elden gidiyor”, “genel merkez işgal ediliyor” açıklamaları toplumda büyük bir hareketlilik oluşturacak sanıldı. Ancak beklenen olmadı. Meydanlar dolmadı, sokaklar taşmadı. Çünkü halk artık duygusal sloganlarla değil, aklıyla hareket ediyor.

Bugün toplumun önemli bir kısmı bağıran siyasetten yorulmuş durumda. İnsanlar kavga görmek değil, çözüm görmek istiyor. Sürekli gerilim üreten, toplumu kutuplaştıran ve hukuku hedef alan söylemler artık vatandaşta eski karşılığını bulmuyor.

Özellikle son süreçte Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen ağır ithamlar dikkat çekiyor. Yıllarca bu ülkenin siyasetinde görev yapmış, devlet terbiyesiyle hareket etmiş bir ismi sürekli hedef göstermek ne siyasete ne de demokrasiye katkı sağlar. Elbette herkes eleştirilebilir. Ancak eleştiriyle itibarsızlaştırma arasında büyük bir fark vardır.

Kılıçdaroğlu’nun en önemli özelliği belki de hiçbir zaman öfke diliyle siyaset yapmaması oldu. Sakin duruşu nedeniyle zaman zaman eleştirildi, hatta küçümsendi. Ama bugün dönüp baktığımızda toplumun bir bölümünün hâlâ ona saygı duymasının nedeni de tam olarak budur. Çünkü insanlar devlet ciddiyeti taşıyan siyasetçiyi unutmaz.

Diğer tarafta ise son dönemde sert çıkışlarla gündeme gelen bir siyaset anlayışı var. Hukuku ve mahkeme kararlarını tanımamaya varan söylemlerle topluma yön vermeye çalışmak, demokrasi adına tehlikeli bir tablo oluşturuyor. Çünkü bir ülkede siyasetçi, hukuku beğenmediğinde kuralları yok saymaya başlarsa yarın toplum da aynı yolu izler.

Bugün vatandaşın kendi kendine sorduğu soru çok net:
Kanunlara, devlet düzenine ve adalet mekanizmasına karşı sürekli asi bir dil kullanan siyasetçilere bu halk nasıl güvenecek?

Demokrasi; kurallara uyulduğu sürece güçlüdür. Hukuku sadece işimize geldiğinde savunursak, yarın kimse adalet beklemesin. Siyasetin görevi toplumu sokağa çağırmak değil, topluma güven vermektir.

Dün gece yaşanan tablo da gösterdi ki halk artık kavgadan değil, sağduyudan yana tavır alıyor. İnsanlar bağıranı değil, devleti ve milleti bir arada tutabilecek olgunluğu görmek istiyor.

Çünkü bu millet, öfkeyle hareket edenleri de sağduyuyla konuşanları da günü geldiğinde hafızasına not eder.

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ