Suni Gündemlerin Gölgesinde Unutulan Hayatlar: Asıl Öfkemiz Nerede?
Değerli Okurlarım,
Ülke olarak yine şaşırtmayan bir refleksle, enerjimizi ve vaktimizi asıl konuşmamız gereken devasa sorunlar yerine, suni tartışmaların potasında eritiyoruz. Günlerdir sosyal medyanın, sivil toplum kuruluşlarının ve siyasetin manşetinde tek bir isim var: 95 yaşına merdiven dayamış Rahmi Koç ve sarf ettiği bir fıkra sözü.
Yanlış anlaşılmasın; elbette üslup, etnik kimlikler veya kadın hakları konusundaki hassasiyetler önemlidir. Ancak bugün bir gerçeğin altını kalın harflerle çizmek zorundayız: Kürt kadınları, kendi haklarını, onurlarını ve kimliklerini her ortamda tek bir kişiye muhtaç olmaksızın aslanlar gibi müdafaa edecek güçtedir. Onların gücünü küçümsercesine fırtınalar koparanlar, aslında ülkenin can çekişen ana gündemini perdelemekten başka bir işe yaramıyorlar.
Sormak gerekiyor: Sosyal medyada feryat figan algı yaratanlar, STK koltuklarında hamaset üretenler; 95 yaşındaki bir yaşlının sözlerine gösterdiğiniz bu amansız öfkenin ne kadarını sokaktaki gerçek yangına ayırıyorsunuz?
Gözümüzü o parıltılı ekranlardan çekip sokağa çevirelim. Dünya binbir felaketle boğuşurken, ülkemiz ağır bir ekonomik krizin kıskacında inliyor. Temel barınma hakkı olan konut kiraları, fahiş fiyatlar ve fırsatçıların doymak bilmeyen iştahı yüzünden halkımız için bir lüks haline geldi. Bugün sabit gelirliler, asgari ücretliler, dar gelirliler, yaşlılarımız ve engelli vatandaşlarımız hayatta kalma mücadelesi veriyor. Pazarda akşam pazarını bekleyen annelerin, kirasını ödeyemediği için ev sahibiyle karşı karşıya gelen babaların çaresizliği bu ülkenin en büyük ve en acil sorunudur.
Eğer ortada adaleti, ahlakı ve insan onurunu savunacak bir “toplumsal vicdan” varsa, o vicdanın yönelmesi gereken yer bir fıkra sahnesi değil, mutfaktaki boş tenceredir!
Eğer yüreğiniz yetiyorsa; 95 yaşındaki bir iş insanına karşı gösterdiğiniz o ceberut kararlılığı, dar gelirlinin sırtına binen fahiş fiyatlara karşı gösterin. Eğer sesiniz gerçekten gür çıkıyorsa; mazlumun, engellinin, hakkı gasbedilen kiracının ve geçinemeyen emeklinin sesi olun.
Unutmayalım ki, yapay gündemlerin arkasına saklanarak gerçek sorunlara gözünü yuman toplumlar, geleceğini feda eder. Gün, kelime oyunlarıyla algı yönetme günü değil; bu ülkenin sessiz çoğunluğunun, yani gerçek mazlumların hakkını savunma günüdür.
Benden söylemesi… Gerçek dertlerle yüzleşmeye cesareti olanlara selam olsun







