EGE'DEN BİR HABER

HAKİKAT Mİ? SUSMAK MI?

Feyzullah TURAN

GÜL DİKENİ
“Namlusunu Millete çevirmiş tanka selam durmam.”
— Muhsin YAZICIOĞLU

HAKİKAT Mİ? SUSMAK MI?

75 yıllık yaşamım süresince milletimizin nice badirelerden geçtiğine şahit oldum.

İhtilalleri, muhtıraları ve kardeşi kardeşe düşüren ideolojik sokak çatışmalarını gördüm…

Anaların evlatsız, çocukların babasız kaldığı günleri gördüm.

“Namlusunu Millete çevirmiş tanka selam durmam.” diyen yiğitleri baş tacı ettim.

Ve kırk yıldır, bütün eksiklerime rağmen tek bir gayretin içinde oldum; doğruyu yazmak…

Bazen alkışlandım. Bazen dışlandım. Bazen dost bildiklerimi kaybettim. Ama hiçbir zaman vicdanımı kaybetmedim.

Bugün yine 15 Temmuz’un yıl dönümü…

Yine ekranlar dolacak.
Yine aynı cümleler kurulacak.
Yine hamaset, hakikatin önüne geçirilmeye çalışılacak.

Oysa tarih; sloganlarla değil, gerçeklerle yazılır ve yazılacaktır.

Evet…

15 Temmuz bir darbe girişimidir. Millet iradesine yönelmiş silahlı bir kalkışmadır. Bunu inkâr etmek, tarihle kavga etmektir. Fakat sadece bunu söylemek de yetmez.

Asıl cesaret; o karanlık geceye hangi ihmallerin, hangi yanlışların ve hangi körlüklerin zemin hazırladığını konuşabilmektir.

Bir devlet; kendi kurumlarındaki sıkıntıları ve sızıntıları görememiş olsa da, sonunda devleti yönetenlerin gerekli muhasebeyi yapmaları, devletlerine olan sadakatin gereğidir.

Çünkü gerçek sadakat; hataları gizlemek değil, tekrarını önlemek için doğru stratejileri belirlemektir.

Ben hiçbir zaman alkış almak için yazmadım. İnsanlar beni sevsin diye de yazmadım.

Çocuklarım ve torunlarım bir gün arkamdan;
“Babamız, dedemiz doğruları yazmaktan imtina etmemiş.”
desinler diye yazdım.

Bugün de aynı noktadayım.

Darbeye karşı olmak, hukuksuzluğa sessiz kalmak demek değildir.

Terörle mücadele etmek, adaletten vazgeçmek demek değildir.

Devleti korumak, hukuku zayıflatmak demek değildir.

Tam tersine…

Devleti ayakta tutan en büyük güç; tankı, topu, silahı değil, adaletidir.

Bir masumun gözyaşı, bin suçlunun cezasından daha ağır bir vebaldir.

Çünkü adalet terazisi şaştığı gün, devletin temeli sarsılır.

Bugün beni en çok düşündüren soru şudur:

15 Temmuz’dan gerçekten ders alabildik mi?
Yoksa sadece yıl dönümlerini mi hatırlıyoruz?

Eğer aynı yanlışları tekrar edeceksek…

Eğer liyakati yine sadakate kurban edeceksek…

Eğer eleştireni düşman saymaya devam edeceksek…

Bilinmelidir ki; tarih affetse bile tekerrür etmekten vazgeçmez.

Ben artık ömrümün sonlarında, dünya ile hesaplaşmaktan çok vicdanımla hesaplaşırken şunu düşünüyorum:

Milletimizin kurtuluş reçetesi; birbirine bağıran insanların değil, birbirini anlayan insanların çoğunluğudur.

Bu ülkenin ihtiyacı;

Daha fazla slogan değil…

Daha fazla adalet, ahlak, liyakat ve merhamettir.

Çünkü; devlet ancak hukukla büyür. Millet ancak adaletle yücelir. Tarih sonunda yalnızca hakikatin tarafında duranları hayırla yâd eder.

Allah milletimize bir daha 15 Temmuz’ları yaşatmasın.

Ama ondan da önemlisi;
Allah milletimizi, 15 Temmuz’u doğuran hatalara bir daha sürüklemesin.

Son söz:

“Hakikatin bir bedeli vardır. Ancak susmanın bedeli, gelecek nesillerin omuzlarına yüklenen bir vebaldir.”

ESEN KALINIZ
Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
YENİ PARTİ YENİ BİR UMUT MU? - 25 Temmuz 2026 14:43
HAKİKAT Mİ? SUSMAK MI? - 15 Temmuz 2026 21:25
KEMAL KILIÇDAROĞLU - 24 Haziran 2026 21:01
ÖZGEÇMİŞ - 15 Haziran 2026 20:20
TARAFSIZLIK MI, HAKİKAT Mİ? - 8 Haziran 2026 21:07
SEVGİLİ KARDEŞLERİM - 27 Mayıs 2026 15:49
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ