TORBALI’DA NELER OLUYOR?
Baskı mı, hizmet mi, yoksa bildiğimiz siyaset mi?
Değerli okurlarım,
Torbalı’da son günlerde yine siyaset ısınıyor.
Bir tarafta açıklamalar, diğer tarafta cevaplar…
Bir tarafta “baskı var” iddiaları, diğer tarafta “hizmet yapıyoruz” savunmaları…
Peki vatandaş ne düşünecek?
Kim haklı, kim haksız?
Yoksa biz yine aynı filmi mi izliyoruz?
AK Parti Torbalı İlçe Başkanı Yılmaz Girgin’in, Belediye Başkanı Övünç Demir’i muhtarlar üzerinden hedef alan açıklamaları işte tam da bu nedenle önemli.
Çünkü ortada ciddi bir iddia var:
“Muhtarlara baskı yapılıyor.”
İyi de…
Hangi muhtara? Ne zaman? Nasıl bir baskı yapıldı?
Bunları da bilmek, kamuoyunun hakkı değil mi?
Çünkü siyaset yapmak başka şeydir, ortaya ciddi bir iddia atmak başka şey.
Bir iddianız varsa, bunun somut karşılığını da göstereceksiniz.
Yoksa siyasetin en kolay yolu bulunmuş olur:
Bir cümle söyle…
Ortaya bir iddia at…
Sonra herkes kendi tarafına çekilsin!
BELEDİYE BAŞKANI MUHTARLA GÖRÜŞÜNCE NEDEN RAHATSIZ OLUNUYOR?
Şimdi gelelim işin en ilginç tarafına…
Belediye Başkanı Övünç Demir, muhtarlarla görüşüyor.
Peki bunda ne var?
Belediye başkanı muhtarlarla görüşmeyecek de kiminle görüşecek?
Muhtar, mahallenin seçilmiş temsilcisi.
Mahallesinin yolunu, kaldırımını, temizliğini, altyapısını, sorununu belediyeye kim anlatacak?
Muhtar anlatacak.
Belediye başkanı dinleyecek.
Sonra da imkanlar ölçüsünde hizmet üretmeye çalışacak.
Bunun adı baskı mı?
Yoksa bunun adı yerel yönetim mi?
Eğer gerçekten bir muhtara baskı yapıldıysa, çıkın ortaya koyun.
Kimse de “Neden söylüyorsunuz?” demesin.
Tam tersine, kamuoyu öğrensin.
Ama ortada somut bir olay yoksa, sırf belediye başkanı muhtarlarla görüşüyor diye bunu “baskı” olarak sunmak da bana göre siyasi bir zorlama olur.
BENİM DERDİM PARTİ DEĞİL, TORBALI
Burada bir parantez açmak istiyorum.
Ben ne CHP’nin sözcüsüyüm ne de Övünç Demir’in her yaptığına alkış tutarım.
Yanlış gördüğümde eleştiririm.
Eksik gördüğümde yazarım.
Hatta gerektiğinde çok daha sert yazarım.
Bunu Torbalı kamuoyu zaten biliyor.
Benim meselem bir siyasi partiyi savunmak değil.
Benim meselem Torbalı’nın hakkını savunmak.
Kim doğru yapıyorsa doğru diyeceğim.
Kim yanlış yapıyorsa yanlış diyeceğim.
Çünkü gazetecilik biraz da budur.
AMA BİR SORUM DAHA VAR…
Madem bugün “baskı” kelimesini bu kadar sık kullanıyoruz…
O zaman herkes aynı aynaya bakmalı.
Vatandaşın kamu kurumlarında yaşadığı sorunları da konuşacak mıyız?
Vatandaşın derdini anlatmak için kapı kapı dolaşmasını…
Dilekçelerinin cevabını beklemesini…
Kamu kurumlarına ulaşmakta yaşadığı sıkıntıları…
Bunları da konuşacak mıyız?
Yoksa “baskı” sadece işimize geldiğinde kullandığımız bir siyasi kelime mi olacak?
Ben buna itiraz ediyorum.
Baskı varsa, nerede olursa olsun karşısında duralım.
Belediyede de…
Kaymakamlıkta da…
Devletin herhangi bir kurumunda da…
Siyasi partide de…
Çünkü vatandaşın hakkı bir yerde başlayıp başka bir yerde bitmez.
ESKİ DEFTERLERİ AÇMAYA GEREK VAR MI?
Aslında istersek Torbalı’nın siyasi hafızasını biraz karıştırabiliriz.
Kim, hangi dönemde ne yaptı?
Hangi kurumla nasıl ilişki kuruldu?
Kim kimin üzerinde ne kadar etkiliydi?
Kim hangi kapıyı rahat açtı, vatandaş hangi kapıda bekledi?
Bunların hepsinin anlatılacak hikâyesi var.
Ama ben bugün eski defterleri açmayacağım.
Çünkü mesele kişisel hesaplaşma değil.
Mesele Torbalı.
Fakat şunu da söylemeden geçemeyeceğim:
Geçmişi olanların bugün geçmişi unutmuş gibi konuşması, siyasetin en eski alışkanlıklarından biridir.
Vatandaş ise artık bu oyunu görüyor.
TORBALI SİZİN SİYASİ ARENANIZ DEĞİL!
Değerli okurlarım…
Torbalı kimsenin siyasi hesaplaşma alanı değildir.
Torbalı’da yaşayan insanın derdi çok daha gerçek.
Çocuğunun geleceği…
Evine götüreceği ekmek…
Mahallesinin yolu…
Sokağının temizliği…
Güvenliği…
Altyapısı…
İşi…
Aşı…
Vatandaş bunlarla uğraşırken siyasilerin birbirlerine laf yetiştirmesinden ne kazanacak?
Bırakın belediye muhtarla görüşsün.
Bırakın muhtar mahallesinin sorununu anlatsın.
Bırakın belediye yapabildiği hizmeti yapsın.
Eksik yaparsa eleştirelim.
Yanlış yaparsa hesabını soralım.
Ama hizmetin önüne de siyasi duvar örmeyelim.
Çünkü bir belediye başkanının yaptığı her hizmet CHP’nin hizmeti değildir; bir hükümetin yaptığı her devlet hizmeti de AK Parti’nin kişisel lütfu değildir.
Devlet vatandaşındır.
Belediye vatandaşındır.
Muhtar vatandaşın temsilcisidir.
Ve siyasetçinin asıl görevi de vatandaşa hizmet etmektir.
SON SÖZÜ TORBALI SÖYLEYECEK
Benim gördüğüm şu:
Torbalı artık siyasi kavgalardan yoruldu.
Vatandaş kimin daha yüksek sesle bağırdığıyla ilgilenmiyor.
Kim daha sert açıklama yaptı, kim kime cevap verdi, kim kimi hedef aldı…
Bunlar vatandaşın karnını doyurmuyor.
Torbalı halkı sonuç istiyor.
Hizmet istiyor.
Adalet istiyor.
Şeffaflık istiyor.
Hesap verilebilirlik istiyor.
O yüzden artık herkes ayağını denk almalı.
Belediye de kendisine çeki düzen verecek.
Muhalefet de.
İktidar da.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Ve kimse kusura bakmasın…
Torbalı halkı artık siyasi tiyatro değil, gerçek hizmet görmek istiyor.
Baskı varsa belgeleyin.
Yanlış varsa ortaya çıkarın.
Yolsuzluk varsa hesabını sorun.
Hizmet varsa da hakkını teslim edin.
Ama sırf siyasi hesap uğruna Torbalı’nın önüne taş koymayın.
Çünkü yarın sandık geldiğinde herkesin hesabını siyasetçiler değil, Torbalı halkı kesecek.








