TERÖRSÜZ TÜRKİYE GÜL MÜ, DİKEN Mİ?
“Her hayalin, gülü kadar, dikeni de vardır. Yeter ki, dikeni yüreğimize batmasın.“
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
GÜL MÜ, DİKEN Mİ?
“Terörsüz Türkiye”
Bu sözün kendisi bile insanın yüreğinde güzel duygular uyandırıyor. Terör bitsin, analar ağlamasın, gençlerimiz ölmesin, ülkemiz huzura kavuşsun.
Bundan daha güzel ne olabilir?
Fakat benim kaygım, Terörsüz Türkiye hedefi değil; bu hedefin siyasete, kişisel hesaplara veya provokasyonlara kurban edilmesidir.
1969 yılından beridir, Ülkücü bir düşüncenin içinde yaşamış bir insan olarak benim değişmeyen ölçüm bellidir:
Devlet, Millet ve Vatandır.
Devletimi hükümetlerden,
Vatanımı siyasi partilerden,
Milletimi de günlük siyasi tartışmalardan çok ayrı tutarım.
Çünkü; Hükümetler değişir, siyasi partiler değişir, liderler değişir.
Ama Devlet, Millet ve Vatan bakidir.
Bugün sormak zorundayım:
Terörsüz Türkiye gerçekten bir Devlet projesi midir, yoksa bir siyasi projenin adı mı?
Bunu bilmek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hakkıdır.
Vatandaş Devletin içinde değildir. Devlet adına hangi bilgilerle karar verildiğini, hangi güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını bilmiyor. Bu nedenle devlet adına görev yapan insanların neyi doğru, neyi yanlış yaptığını bütün yönleriyle değerlendirmesi mümkün değildir.
Ama vatandaş olarak soru sormak, endişe etmek ve uyarmak hakkına sahiptir.
Benim de en büyük korkum burada başlıyor. Bu süreç, iyi niyetli bir şekilde başlatılmış olsa bile, çeşitli çevreler tarafından provoke edilebilir.
Devletin veya iktidarın içinden birileri yanlış adım atabilir. PKK çevrelerinden, DEM Parti içinden, AK Parti içinden veya başka siyasi ve örgütsel yapılardan süreci sabote etmek isteyenler çıkabilir.
Böyle bir durumda Türkiye yeniden eski tartışmaların içine çekilebilir.
Onun için Devlet çok dikkatli olmalıdır.
Kim ne söylüyor diye değil, kim ne yapıyor diye bakılmalıdır.
Provokasyon yapan kim olursa olsun, hukuk içinde hesabı sorulmalıdır.
Fakat bir kişinin yanlışını bütün bir topluma, bütün bir siyasi partiye veya bütün bir kesime mal etmek de aynı derecede tehlikelidir. Çünkü bu da toplumun birbirine düşürülmesine hizmet eder.
Devlet ile siyasi kuruluşları ayırmak gerekir.
Sayın Tayyip Erdoğan’a güven duyulmayabilir; bu, vatandaşın siyasi düşüncesidir. Sayın Erdoğan’a güvenmemek, Devletine güvenmemek anlamına gelmez.
Hükümete güvenmek başka, Devlete güvenmek daha da başkadır.
Şahsen ben şahıslardan daha çok kurumlara güvenmek istiyorum. Türkiye’nin geleceği bir kişinin siyasi iradesine veya bir partinin seçim hesabına bırakılamayacak kadar değerlidir.
Bu nedenle, Terörsüz Türkiye sürecinin merkezinde siyasetçilerin kişisel hesaplarından çok Devlet aklı, Hukuk, TBMM ve Milli irade olmalıdır.
Eğer Milletimizin geleceği düşünülüyorsa, Meclis’in denetimi, yıllardır terörden etkilenmiş Şehit aileleri, Gazilerimiz ve Gazi ailelerimizin rızalarının alınması ve Anadolu toplumunun bilgilendirilmesi çok önemlidir.
Çünkü böylesine tarihi bir mesele, toplumun önemli bir bölümünün “Acaba ne oluyor?” diye şüphe içinde bırakılacağı bir süreç olmamalıdır.
Ben şahsen Terörsüz Türkiye’yi (Anadolu’yu) elbette istiyorum.
Ama aynı zamanda Cumhuriyet’in güçlü olduğu, Hukukun üstün olduğu, Devletin kurumlarıyla ayakta durduğu ve Milletin birbirine güven duyduğu bir Türkiye istiyorum.
Terörün bitmesi başka bir şeydir, terör örgütünün taleplerinin kabul edilmesi başka bir şeydir.
Barış istemek başka bir şeydir; Devletin temel değerlerinden taviz vermek başka bir şey.
Demokrasi başka bir şeydir; Türkiye’nin Milli bütünlüğünü tartışmaya açmak başka bir şeydir.
Türkiye terörden kurtulacak ise bunu Cumhuriyet’in temel değerlerini ve Milletin birliğini koruyarak yapmalıdır.
Devletimin yanında, Milletin yanında olarak ve Vatanın bütünlüğünü savunarak yapmalıdır…
Vatandaş, yanlış gördüğüne itiraz etmelidir. Çünkü; Devlet sevgisi, Devlet adına yapılan her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek değildir.
Bazen devletini çok seven insan,
“Burada dikkatli olun, Milletin geleceği söz konusu”
diyebilen insandır.
İtirazım; Terörsüz Türkiye’ye değil,
Korkum; Ülkemizin geleceğinin siyasi hesaplara kurban edilmesidir.
Bu süreç; Milletin ortak geleceği için yürütülüyor ise tüm siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
Terörsüz bir Türkiye, Anadolu insanının ortak hayalidir.
Her hayalin, gülü kadar, dikeni de vardır.
Yeter ki, dikeni yüreğimize batmasın.
ESEN KALINIZ


