İĞNEYİ KENDİNE, ÇUVALDIZI BAŞKASINA
Siyasette eleştiri bir haktır. Ancak eleştirinin bir ahlâkı, sırası, yöntemi ve sorumluluğu vardır.
Ayrıca güçlü bir strateji ister.
Önce kendine bakmayanın, kendi evini düzenlemeyi bilmeyenin başkasına akıl vermesi inandırıcı olmaz.
Bugün Türkiye’de muhalefetin düştüğü temel hata tam da budur.
Kendini yönetemeyenler, kendi içinde birliği sağlayamayanlar, bütün faturayı iktidara keserek siyaset yaptıklarını sanıyorlar.
Oysa yönetmeye talip olanların asli görevi, önce halkın gönlünü kazanmaktır.
Halkın güvenini kazanmadan, ortak bir hedef ve kadro disiplini oluşturmadan yapılan siyaset,
iktidarı yıpratma çabasından öteye geçmez.
İktidarı yıpratmak üzerine kurulu stratejiler, iktidar olmayı değil, sadece bağırmayı üretir.
Bağırmak siyaset değildir; siyaset, akıl ve strateji işidir.
Bugün muhalefetin önemli bir kısmı, başarısızlığının nedenlerini kendi içinde aramak yerine,
tamamını AK Parti’ye yüklemeyi tercih ediyor.
Bu kolaycılıktır.
2006–2007 yıllarında yapılan Bayrak mitinglerinin nasıl ters teptiği hâlâ hafızalardadır.
O gün de yüksek ses vardı, ağır ithamlar vardı;
ama millet nezdinde karşılığı olmayan bir siyaset dili kullanıldı.
Sonuçta iktidar zayıflamadı, aksine güçlendi ve 23 yıldır da iktidarda.
Tarih, aynı hatayı yapanları affetmekte zorlanabilir.
Bugün yaşanan tablo da çok farklı değildir.
Muhalefet, kendi iç sorunlarını çözmeden, ortak bir devlet ve ülke vizyonu ortaya koymadan,
sadece karşıtlık üzerinden yol almaya çalışıyor.
DEM ve PKK meselesinde net bir duruş sergilenmemesi,
millî hassasiyetlerin doğru okunmaması,
muhalefeti raydan çıkaran başlıca unsurlardan biri olmuştur.
Bu belirsizlik, devleti ve toplumu ikna etmeyen bir muhalefet profili doğurmuştur.
Yönetmeye talip olanlar şunu bilmelidir:
Millet, kavga edenleri değil; çözüm üretenleri destekler.
Partisinde birliği kuramayanın, ülkeye birlik vaat etmesi inandırıcı olmaz.
Kendi içinde demokrasiyi yaşatamayanların, demokrasi dersi vermesi toplumda karşılık bulmaz.
Sorumluluk almadan, strateji üretmeden, kendi iç birliğini sağlamadan sadece şikâyet edenlerin
feryadı kimseye çare olmaz.
Bugün; önüne gelenin parti kurduğu,
aynı düşünceye sahip olanların bile ayrı ayrı telden çaldığı bu ortamda,
muhalefeti ortak akla davet etme zamanı gelmiştir.
“İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına!”
Son söz:
Anadolu’nun bağırana değil; plan, program yapanlara ve gönül kazananlara ihtiyacı vardır.
Gülün dikenini görmek ve katlanmak basiret ister.
Gülün açması ise emek ve sabır ister.
ESEN KALINIZ


