8 MART; GÜL MÜ, DİKEN Mİ?
Kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü Yürekten Kutluyorum
8 Mart geldiğinde herkes konuşur.
Kürsüler kurulur, çiçekler dağıtılır, ekranlar dolar. Kadın hakları, eşitlik, özgürlük…
Söz çoktur.
Fakat söz çoğaldıkça hakikat azalır.
Sevgi takvime sığmaz. Kadın hakları nutukla yaşatılmaz.
Bir gün hatırlanıp ertesi gün unutulan değer, değer değildir.
8 Mart’ta alkışlanan kadın, 9 Mart’ta adalet arıyorsa ortada samimiyet yoktur.

Birleşmiş Milletler’in 1975 yılında ilan ettiği bugün, dünyada farklı anlamlar yüklenerek anılıyor.
Ancak mesele günü kutlamak değil, zihniyeti düzeltmektir.
Türk milleti tarihinin hiçbir döneminde kadını yok sayan bir anlayışın sahibi olmamıştır.
Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan kültürümüzde kadın; Ana, Bacı ve hayatın ortağıdır.
Mecliste söz sahibidir, ailede omurgadır.
İslam, 1400 yıl önce kadını insan onuru bakımından yüceltmiş, hukuki ve ahlaki teminat altına almıştır.
“Cennet anaların ayağının altındadır” anlayışı bir slogan değil, bir medeniyet ölçüsüdür.

Bugün ise iki yanlış arasında sıkışmış bir tablo vardır.
Bir yanda kadını gelenek adı altında baskılayan, onu suskunluğa mahkûm eden çarpık anlayış…
Diğer yanda özgürlük adı altında kadını tüketime sunan, reklamın, sermayenin ve arzunun nesnesi hâline getiren modern sistem…
Her iki uçta da kadın, insani değer ve bütünlükten uzaklaştırılmaktadır.
Eşitlik; kadın ile erkeğin aynı konuma getirilmesi değil, adaletle haklarının korunmasıdır.
Fıtratı yok sayarak değil, saygıyı esas alarak kurulan bir denge mümkündür.

Bugün kadın cinayetleri artıyorsa, aile içi şiddet sürüyorsa, istismar devam ediyorsa;
sorun 8 Mart’a yüklenen önemde değil, adaletin zayıflaması, eğitimin eksikliği ve kültürel yozlaşmadır.
Sevgi, baskı ile büyümez.
Aşk, bağımlılık değildir.
Kadın; ne köledir ne puttur.
Kadın ve erkek, hayatın üretim düzeninde birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdır.
Sonuç olarak;
Gülün kokusunu istiyorsak dikenine katlanmalıyız.
Toplumsal huzur istiyorsak adaleti tesis etmeliyiz.
Kadını yüceltmek istiyorsak önce insanı yüceltmeliyiz.
8 Mart vesilesiyle dileğim;
Kadınlarımız kürsülerde değil, hayatın her alanında değer görmelidir.
Hakları konuşmak yetmez, verilmeli ve uygulanmalıdır.
Sevgi takvim yapraklarına değil, vicdanlara yazılmalıdır.
Kadınlarımız, Anadolumuzun açan gülleri, onurumuz ve gururumuzdur.
Gül incinirse, dikeni acıtır ve kanatır.
ESEN KALINIZ


