MADENLERİMİZ VE DEVLET AKLI
“Toprağın altındaki zenginlik, aklın üstündeki zenginliğe dönüşmediği sürece,
yeraltındaki madenlerimiz ancak bir rezervedir; gerçek millî servet ise onu işleyebilen akıldır.”
Son günlerde “Bor madenleri yabancılara peşkeş çekiliyor” iddiaları yeniden dolaşıma girdi.
Bu tür sözler memlekette çabuk yayılır. Çünkü bor, sıradan bir maden değildir.
Türkiye dünya bor rezervlerinin büyük kısmına sahiptir.
Bu yalnız ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güçtür.
Önce sakin bir gerçeği tespit edelim;
Bor madenleri devletin kontrolündedir.
İşletmesi kamu eliyle yürütülmektedir.
“Maden elimizden gidiyor” söylemi doğru bir tespit değildir.
Asıl mesele şudur:
Biz bu stratejik kaynağı hangi akılla değerlendiriyoruz?
Bor yalnızca cam ve deterjan hammaddesi değildir. Savunma sanayiinde, enerji teknolojilerinde, nükleer uygulamalarda ve ileri malzemelerde kritik öneme sahiptir.
Bu yüzden büyük devletler boru “kritik mineral” listelerine almıştır.
Bu ilgi şaşırtıcı değildir.
Dünyada stratejik bir kaynak varsa, büyük ekonomiler ona yönelir.
Bu uluslararası rekabetin doğasında vardır.
Ancak bizim sormamız gereken soru başkadır:
Biz boru ham madde olarak mı satıyoruz,
yoksa yüksek katma değerli ürüne mi dönüştürüyoruz?
Tarih göstermiştir ki;
Hammadde satan ülkeler zor zenginleşir,
teknoloji üreten ülkeler kalıcı güç olur.
Bor’un değeri toprağın altında değil, laboratuvarda artar.
Devletin görevi yalnız maden çıkarmak değildir.
O madeni bilgiyle, teknolojiyle ve sabırla işleyebilecek altyapıyı kurmaktır.
Bu mesele günlük siyasetin konusu olmamalıdır.
Bor, bir partinin değil, devletin meselesidir.
Devlet aklı kısa vadeli değil, nesiller boyu düşünür.
Türkiye’nin insan kaynağı vardır.
Mühendisliği vardır.
Savunma sanayii tecrübesi vardır.
Eksik olan şey panik değil, planlı derinliktir.
Stratejik kaynağa sahip olmak tek başına güç değildir.
Güç, o kaynağı teknolojiye ve katma değere dönüştürmeyi bilmektir.
“Bor elden gidiyor mu?” sorusu doğru bir soru değildir.
Asıl soru şudur:
Biz borun gerçek değerini alıyor muyuz?
Bu sorunun cevabı bağırarak değil,
soğukkanlı bir Devlet ciddiyetiyle verilmelidir.
Mesele siyaset değil, gelecek meselesidir.
Stratejik kaynaklar gürültüyle değil, akılla korunur.
Hiç tereddüt etmeyelim:
Devlet aklının en iyi bildiği konulardan biri, yeraltı kaynaklarına sahip çıkmak ve zamanı geldiğinde gereğini yapmaktır.
ESEN KALINIZ


