EGE'DEN BİR HABER

HER KULA VAR, MÜSLÜMANA HARAM

Feyzullah TURAN

14. yüzyılda Bursa’da bir sebil taşının üzerine yazılan
“Her kula var, Müslümana haram” sözü üzerinden
bir hikâye anlatılır. Ben burada hikâyeyi anlatmayacağım.
Merak eden, yukarıdaki sözü Google’a yazıp hikâyeyi okuyabilir.

Benim anladığım; bu söz bir yasak ilanı değil,
söz üzerinden anlatılan hikâye bir kültürün teşhiridir.

Hikâye, ne bir padişahın keyfini ne de bir yöneticinin zulmünü anlatır.
Müslüman’a yüklenen ve Müslüman’ın da içselleştirdiği bir
hayat anlayışını anlatır:

– Hak aranmaz, haksızlıkla yaşanır.
– Sabır, susmakla karıştırılır.
– Tevekkül, sorumluluğun yerine konur.
– “Adam sende” denir ve geçilir.

Bu ifadeler, çoğunlukla Müslüman’ın yaşadığı,
hurafeyle iç içe geçmiş bir kültürdür.
Sebilin başında Sultan’ın söylediği
“Hava bile haram” cümlesi,
işte bu kültüre verilmiş ağır bir cevaptır.

Bu cümleyle anlatılmak istenen şudur:
Bu hâl geçici bir yoksulluk değil,
kalıcı bir zihniyet bozukluğudur.

Bugün dünyanın neresine bakarsak bakalım Müslüman aynı yerde duruyor.
Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da, Orta Doğu’da;
haklar gasp ediliyor, adalet çiğneniyor, emek sömürülüyor.
Müslüman ya korkuyor ya da “Bana ne” diyor.
Korku ile ilgisizlik aynı sonucu doğuruyor.

Sessizlik, sadece bir zayıflık değil,
aynı zamanda bir kabulleniştir.

Yıllar boyunca Müslüman’a;
“Büyük laflar etme”,
“Düzeni bozma”,
“Başına iş alma”,
“Hak diye fitne çıkarma” denilerek;
hak aramanın saygısızlık,
susmanın ise fazilet olduğu öğretilmiştir.

Sebil hikâyesi tam da bunu anlatır.
Müslüman’ın suyu içmemesini değil,
hurafeye bağlılığını eleştirir
ve halkın bizzat Sultanlar tarafından uyarılmasını amaçlar.

Bir gün Sultan tarafından söylenen
“Hava bile haram” sözü,
“Yaşamayı hak etmiyorsunuz” demek değildir.
“Yaşamayı talep etmiyorsunuz” demektir.

Bugün Orta Doğu’nun tamamı sözde Müslümandır.
Nüfus vardır, kaynak vardır, tarih vardır.
Ama yedi milyonluk İsrail karşısında
yüz milyonlar dağınık, güvensiz ve iradesizdir.

Çünkü birlik sloganla olmaz.
Birlik; hakka sadakatle,
dürüstlükle ve
bedel ödemeyi göze almakla olur.

Avrupa’nın farkı buradadır.
Daha ahlaklı oldukları için değil,
hak aramayı öğrendikleri için ayaktadırlar.

Müslüman ise hocaya, lidere, büyüğe ve devlete
soru sormayı edepsizlik sayan bir kültürden gelmekte
ve büyük ölçüde bu kültürü sürdürmektedir.

Sebilin üzerindeki sözle Müslüman’a şunlar anlatılmaktadır:

“Sadakayla ayakta duramazsın.”
“Biatla adaleti sağlayamazsın.”
“Hurafeyle birlik oluşturamazsın.”

Bu bir aşağılama değil,
uyandırmak için verilen bir şoktur.

Gül Dikeni kimseyi teselli etmez.
Teselli etmek, bu kültürü meşru göstermektir.
Benim haklı–haksız ayrımı yapmakta
ne hakkım ne de haddim vardır.

Sözün özü;
Müslüman, dünyanın her yerinde aynı korkuyu
ve aynı ilgisizliği taşıdığı sürece,
“Suda haram, havada haram”
sitemiyle her devirde karşılaşacaktır.

Taş yapıda akan bir sebil,
taş yapı üzerinde anlamlı bir yazı:
“Her kula var, Müslümana haram.”

Yüzyıllar önce yazılmış bir sözün,
bugün bile anlamını yitirmediği görülmektedir.
Toplumların kaderini,
zihniyetler belirler.

Son söz;
Eğer budamayı bilmezsen,
gülün dikeni batar.
Çünkü gül dikensiz olmaz.

“GÜL DİKENİ”,
40 yıldır susmaz ama bağırmaz da.
Hakkını arayamayan Müslüman’a
gerçekleri bulur, gösterir ve anlatır.

ESEN KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MUHSİN YAZICIOĞLU - 24 Mart 2026 21:43
SESSİZLİĞİN BAYRAMI - 19 Mart 2026 20:10
ÇANAKKALE - 18 Mart 2026 01:04
8 MART; GÜL MÜ, DİKEN Mİ? - 7 Mart 2026 05:10
BİLİM, GÜÇ VE AHLAK - 3 Mart 2026 19:35
MADENLERİMİZ VE DEVLET AKLI - 23 Şubat 2026 00:51
RAMAZAN, AÇLIK DEĞİL YÖNELİŞ - 19 Şubat 2026 20:35
SEVGİLİLER GÜNÜ - 14 Şubat 2026 00:23
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ