EGE'DEN BİR HABER

ORTAK AKLIN DEĞERLENDİRMESİ

Feyzullah TURAN

ORTAK AKLIN DEĞERLENDİRMESİ

Siyasi Kuruluşlarımız, Milletin İnançlarını ve Milli Değerlerini acımasızca, siyasi malzeme yaparak, Ülkeyi yönetme yarışını sürdürmektedikler. 

 

Bunun temelinde, Ülkemizde Cumhuriyetle birlikte başlatılan yeni Türkiye inşasında, toplumsal bir zihniyet alt yapısının oluşturulamayışıdır.

Keşke, Mustafa Kemal ATATÜRK 15 Yıl daha yaşayıp ülkenin yönetiminde olabilseydi. (57+15= 72 Yeterli yaş)

 

Zihniyet alt yapısı olmayan bir Toplumu/Milleti, Devletin koyacağı kurallar, yasalar ve yasaklar ile birlik içinde yönetmek ve yaşatmak (adı demokrasi bile olsa) zordur. 

Türkiye Vb. Etnik köken ve inanç çeşitliliği çok olan toplumlar, her zaman aldatılmaya ve kullanılmaya müsait olmuşlardır.

 

80 yıldır, Türk Milletinin, dili, kimliği ve inancı, Türk Vatandaşlığı ve Anadolu insanının değerleri, siyasi 

malzeme yapılarak, 

Ne acıdır ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kural ve kurumları ile yıpratılarak günümüze kadar gelmiştir.  

 

Dil, Din, Etnik köken,  Vatan, Bayrak vb. Değerler istismar edilerek oluşturulan siyasi dil ile üretilen stratejiler ve karşı düşmanlar öne çıkarılarak, Devlet yönetimine talip olanlar, her seferinde toplumun kafasını karıştırmışlardır. 

 

  1. Yüz Yılda Tamamıyla Devletin bekası için var olan Ordu’nun, Toplumun belli kesimleri üzerinde korku aracı ve Siyasi iktidarlar üzerinde vesayet gücü olarak görünmesi de ayrı bir acıdır…

 

Toplumsal zihniyet altyapımız olmaması, Anadolumuzda var olan çok değişik zihniyetler için Devletimizin bir yumuşak karnıdır.

 

80 yıldır, değişik zamanlarda olan olaylar içinde onlarca taşeron zihniyetin, Emperyal  çıkarlar uğruna türlü oyunlar sahneye koyduklarını, hatta Devleti yönettiklerini görmek bile mümkün olmuştur. 

Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız ve  iki ittifakın arasında geçecek bir Cumhurbaşkanlığı seçimlerini sonuçlandıracağımız son 8 gün içindeyiz. 

 

Çok değişik zihniyetleri ve ideolojileri içinde barındıran partilerin oluşturduğu ittifakların desteğinde iki değerli Ülke insanımız Cumhukbaşkanı adayıdır.

Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, 

Millet İttifakının adayı Sayın Kemal KILIÇTAROĞLU’DUR

 

Kalan 8 gün içinde siyasi propaganda yapan ittifak partileri, Milletin ortak değerleri olan Vatan, Milleti ve Bayrağı kullanmamalı,  

Terör örgütleri, Devleti yöneten siyasi yapının   sorumluluk alanına girdiği için savunma propagandası dışında tutulmalıdır.

 

Maalesef, Anadolu’muzda, Toplumsal bir Zihniyet Altyapımız olmadığı için yukarıdaki gerçekleri yaşamamız ve yaşatmamızda zor olmaktadır.

Siyasi partilerin oluşumunda zihniyetler çok etkili olduğu için Ülkemizde hiç bir Siyasi Parti kuruluşundaki değerlerine bağlı kalamamıştır.

Merhum Muhsin YAZICIOĞLU’NUN “Bizim tarlayı sürmüşler, çok geç öğrendik” Sözünü örnek gösterebiliriz.

 

Bugün, Ülkemizdeki tüm partiler içinde bulunan ve kolayca geçiş yapan zihniyetler bulunmaktadır.

 

Misal isterseniz,

MHP, BBP ve AK PARTİ içinde,

kendini Milliyetçi gören, Atatürk’ü sevmeyen, Cumhuriyete karşı, din adına yapılmış isyanları haklı gören zihniyet geçişleri vardır.

MHP içinde ve BBP içinde ATATÜRKÇÜLER olduğu gibi kendini gizlemiş  sözde din adına ATATÜRK’Ü sevmeyenler mevcuttur. 

 

MHP içinde Irkçılar olduğu gibi Kültürel Milliyetçiler vardır.

 

CHP İçinde ATATÜRKÇÜLER olduğu gibi ATATÜRK düşmanı Dersimciler ve Ataistler görebiliriz. 

ATATÜRK Milliyetçileri vardır, 

Laikliği İslamın üstünde bir baskı aracı olarak gören ve kullanmak isteyen Atatürkçüler de mevcuttur.

 

Tüm bu siyasi partiler içinde gizlenerek oynayan zihniyetler, 

Müslüman Türk Milletinin ne dininden ne de Atatürk ve şanlı Tarihinden vazgeçmeyeceğini bilmelerine rağmen neden ısrarla bu değerler üzerinden siyasi çatışma ortamı yaratılmaktadır, bunun sorgulanması gerekmektedir.

 

Sözde, Aydınız diyenler, bu  akıntılara kürek çekmekle meşgul olup, Milletin kafasını karıştırırken, tamam bu iş oldu diyenlerin her seferinde Milletin tokadını neden yediklerini sorgulamamız gerekmektedir.

 

Ülkemiz siyasetini ve yönetimini elinde tutmak isteyen, “BEN MÜSLÜMAN TÜRK’ÜM” diyemeyen sözde Laik, Demokrat ve ATATÜRKÇÜLER

 

“BEN TÜRK’ÜM” diyemeyen sözde Müslümanların yıllardır halkımızı kandırdıkları gerçeğini görüp içimizdeki ve dışımızdaki işbirlikçi zihniyetleri neden söküp atamadığımızı sorgulamalıyız.

 

Türk Milleti,

Kimseye“TÜRK OL, Müslüman TÜRK OL” baskısı uygulamamış ve tarihinin hiçbir döneminde asimilasyon politikalarına itibar etmemiştir.

Vatanını, Cumhuriyetini, Bayrağını kırmızı çizgisi görerek kurduğu Devletler içinde kendi kimliğimiz ve inancımızla, her din, ve etnik kökeni eşit görmüştür.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, siyasetimiz içindeki zihniyet çokluğu nedeniyle her zaman suiistimal edilmiştir.

Özgürlük, Demokrasi ve Hukuk gibi Evrensel değerler de her zaman bizim gibi ülkelerde neden çok kolay suiistimal Alanları olduğunu sorgulamalıyız.

 

 

Mustafa Kemal ATATÜRK  “Milletimiz DİN ve DİL gibi iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiç bir kuvvet Milletimizin KALP ve VİCDANINDAN çekip atamayacaktır.”  Diyerek bu günleri ve bu günkü şahsi ikbal kavgalarını, öngörüsü değerlendirilmelidir.

 

“Laik, Demokratik bir Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Vatandaşlığını tüm değerleri ile özümseyerek, neden Yönetim sergileyemedikleri sorgulanmalıdır.

 

TÜRK VATANDAŞLIĞI birlikte yaşama kültürüdür, bu kültürü de en iyi yaşandığı yer Anadolumuzdur. DİNDAŞLIK inanç birliğidir. Ama Türk Vatandaşlığı, CAN birliği, GÖNÜL birliği, HAK birliği, ve TARİH birliğidir. 

 

Bu değerlerle donatılıp oluşturulan toplumsal zihniyet altyapısı da (Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Boşnağıyla, Arnavutuyla, Her Tüklü mezhep ve meşrebiyle) Milli Şuur birliğidir.  

 

Evrensel değerlere, bugün olduğu gibi tarihinde de, sahip olduğu inancının da gereği olarak saygılı olan milletimiz, Evrensel değerleri göz ardı edenleri siyaset meydanında sıra dışı bırakmasını da bilmiştir. 

Ama sözde evrensel değerleri kullanarak değerlerini yozlaştırmaya ve yıkmaya çalışanlara aldanıp büyük bedeller de ödemiş ve ödemeye de devam etmektedir. 

Milletimizin tek eksiği, kendi değerleri ile bütünleşmiş toplumsal bir zihniyet altyapısının tam anlamıyla olmayışıdır.

 

Ekseri çoğunluğu özlerinde aynı değerleri taşıyan, sadece ayrı partilerde siyaset yapanların, TBMM Genel kurullarında yaşadıkları rezaletlerin temel nedenlerinin sorgulanması gerekmekteder. 

 

Bugün 19 Mayıs Kutlamaları adına, Meclis Başkanımızın konuşması ile Cuma hutbelerinin paralelliği sorgulanmalıdır.

 

Şuda unutulmamalıdır.

Adem ile Havva’dan geliyorsak,

İnsanlar için iki kardeşlik vadır, 

biri İnanç kardeşliği, 

diğeri ise soy kardeşliğidir. 

 

Son söz, 

Tüm insanlar kardeştirler…

Tarihi belgelerimizi, zihniyetlerin arzularına göre değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel ilkelerine uygun olarak raflardan indirip, sözde resmi tarihten beslenen din düşmanları ile sokak hikayeleri ve Roman tarihinden beslenen Cumhuriyet  düşmanlarını, 

Ortak akıl ile değerlendirip,

Milletimizin gündeminden düşürmeliyiz.

Aksi takdirde;

GASTRİT illeti, Atalarımızın deyimiyle, “Ne öldürür! Ne de ondurur.

20 Mayıs 2023

HOŞÇA KALINIZ.

 

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Muhsin Yener dedi ki:

    Abim duyarlı birleştirici aydınlatıcı bir yazı teşekkür ederim selamlar

BİR YORUM YAZ