SINIRIN ÖTESİNDEKİ ATEŞ
Ortadoğu yeniden bir yangın yerine dönerken, sadece toprak değil; milletlerin vicdanı, devletlerin aklı da sınanıyor. İsrail’in Suriye’ye düzenlediği son saldırılar, görünenden fazlasını işaret ediyor. Çünkü hedefte sadece İran değil; Türkiye’nin güneyinde şekillenen yeni denklem, Türkiye’nin sınır güvenliği, milli birliği ve geleceği var.
Çünkü Ortadoğu’daki her patlama, Ege’deki her evin güvenliğini sarsma potansiyeline sahiptir.
ABD’nin Ortadoğu’da oluşturduğu “Kara gücü” olarak bilinen YPG/PYD unsurları, son dönemde sadece Washington’a değil, Tel Aviv’e de yakınlaşmaktadır. Özellikle Suriye’nin doğusunda oluşturulan “Otonom yapılanma”, İsrail’in bölgedeki çıkarlarına uygun bir tampon bölge görünümündedir. İsrail, İran’a karşı Suriye hava sahasını vururken, YPG bölgelerine dokunmaması manidardır. Bu durum, Türkiye için şu anlama gelir: Güney sınırımızda sadece terörle değil, bir devlet mühendisliği projesiyle karşı karşıyayız.
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in saldırılarına ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamada sert ve açık ifadeler kullanarak, İsrail’i bölgede “Devlet terörü uygulamakla” suçlamış, Filistin meselesiyle birlikte Suriye’deki sivil katliamlara da dikkat çekmiştir. Bu tür çıkışlar, millet vicdanında karşılık bulmaktadır. Ancak dış politika, sadece sözle değil; sistematik stratejiyle yürütülmelidir. Erdoğan’ın açıklamalarının arkasında kararlı bir siyasi ve diplomatik hat kurulmadıkça, bu söylemler etkisizleşebilir.
Sayın Devlet Bahçeli ise, “İsrail’in saldırganlığı karşılıksız bırakılmamalı, gerekirse bedel ödetilmelidir” diyerek devlet ciddiyetiyle önemli bir uyarıda bulunmuştur. Bahçeli’nin bu tür zamanlardaki rolü; devletin aklına ayna tutmak, siyasi dengeyi milli güvenlik eksenine çekmektir. MHP’nin bu açıklamaları kamuoyunda karşılık bulmuştur. Ancak milletin beklentisi, bu açıklamaların somut adımlara dönüşmesidir.
İzmir’den bakınca, Suriye uzakmı? İzmir, modernliğin ve aydınlığın kalesi sayılır. Ama ne gariptir ki; Ortadoğu’daki her kriz, aslında İzmir’in de kalbine dokunuyor. -Buca’daki demografik değişim, -Bornova’daki sosyal çözülme, -Bayraklı’daki sessiz mahalleler, Bunlar sadece yerel meseleler değil; Ortadoğu’daki istikrarsızlığın içimize sızmış hâlidir. Ne var ki yerel medya, üniversiteler ve sivil toplum bu konuda sessiz. Bu sessizlik, milletin yön duygusunu kaybettiğinin bir işareti olabilir.
Devlet aklı nerede? Devlet aklı, sadece kriz anında değil; kriz öncesinde strateji kurabilen zihindir. Bugün bu akıl sorgulanmaktadır. Erdoğan’ın sert açıklamaları, Bahçeli’nin uyarıları elbette ki önemlidir. Ancak millet şu soruyu sormaktadır:
YPG ile İsrail arasındaki bu örtülü işbirliğine karşı Türkiye ne yapacak?
Sadece kınamakla mı yetineceğiz?
Yoksa bu harita mühendisliğini bozacak hamlelerimiz var mı?
Son söz olarak, Bir devletin bekası; haritalarla değil, kararlılıkla korunur. Ve Türkiye, bu kararlılığı göstermezse, sadece sınırını değil; tarihi misyonunu da ALLAH korusun kaybedebilir.
Artık izleme değil, irade koyma zamanıdır. Biz millet olarak bu sürecin neresindeyiz, çok düşünüp, tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte “Ortak Akılda” birleşip, gerçekçi ve güç dengelerini dikkate alan bir dış politika yürütmeliyiz.
20.07.2025
ESEN KALINIZ.


