İSRAİL BİZE SALDIRMAYA CESARET EDEMEZ
İSRAİL BİZE SALDIRMAYA CESARET EDEMEZ
“İsrail bize saldırmaya cesaret edemez.” Kahvede oturan amcadan, televizyon başındaki nineye kadar bu cümleyi mutlaka duymuşuzdur:
“Demek ki biz o kadar güçlüyüz ki kimse bize yan bakamıyor,” diyoruz.
İsrail öyle hafife alınacak bir devlet değil. Silah sanayisi güçlü, ordusu disiplinli, teknolojisi gelişmiş; denizden havaya, karadan uyduya kadar sistemli bir yapıya sahip.
Ama mesele sadece askeri güç değil; mesele hesap meselesi.
Devletler karar verirken “Cesaret edeyim mi, etmeyeyim mi?” diye düşünmez.
“Kazancım ne olur, kaybım ne olur?” diye hesap yapar.
Ve işte tam da bu yüzden, İsrail Türkiye’ye doğrudan saldırmaya yeltenemez. Çünkü karşısında sadece bir ordu değil, hem jeopolitik bir kale, hem de tarihi bir millet vardır.
STRATEJİK GERÇEKLER
Ege’de: Yunanistan’ın arkasına saklanan bazı sözde güçler ve Amerika’nın kurduğu üsler bulunuyor. Onlar da çok iyi biliyor ki Türkiye bu denizlerde olmazsa hiçbir plan doğru işlemez. Yunanistan’ın arkasına saklananlar da çıkarlarına göre hareket ederler.
Akdeniz’de: Doğalgazın, petrolün, ticaretin yolu bu denizden geçiyor. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliği yapmaya çalışıyor ama Türkiye devre dışı bırakıldığında bütün hesaplar bozuluyor.
Çünkü bu coğrafyada denizlerin kapısı bizde. Antalya’dan Mersin’e, İskenderun’a kadar uzanan kıyılar sadece sahil değil, adeta bölgenin kilit taşı.
İsrail şunu iyi biliyor: Türkiye’ye karşı atılacak yanlış bir adım, sadece bir askeri çatışma değil, bütün bölge dengelerinin altüst olması demektir.
SONUÇ OLARAK
“İsrail bize saldırmaya cesaret edemez.” sözü, halkın ağzında bir gurur ifadesi olsa da, arkasında çok daha derin ve stratejik gerçekler vardır.
Son sözüm şu olsun:
Bizim gücümüz sadece tankta, tüfekte değil; akılda, adalette, birlik ve beraberliktedir.
Millet olarak bir olduğumuz sürece, kimse bu topraklara göz dikemez; aklından bile geçirirken yüreği titrer.
Gülümüzün dikenini unutmayanlara selam olsun.
ESEN KALINIZ.


