Yaklaşık elli yıl önce İzmir’de kurulan Siverekliler Derneği, gerçekten ihtiyaçtan doğmuş, samimiyetle kurulmuş bir çatıydı. O günün şartlarında insanlar bir araya gelmiş, dayanışma için, kültürünü yaşatmak için mücadele etmişti.
Bugün ise tablo ne yazık ki çok farklı. Son yıllarda adeta mantar gibi türeyen federasyonlar ve dernekler ortaya çıktı. Açık konuşalım: Bu yapıların birçoğu ne Siverek’i temsil ediyor ne de Sivereklilerin ortak aklını yansıtıyor.
Dernekçilik ciddiyet ister, vizyon ister, sorumluluk ister. Ama görüyoruz ki bazıları için dernek tabelası, sadece bir kartvizit meselesine dönüşmüş durumda. Kimi siyasi partilerin kapısında görünmek, birkaç fotoğraf karesine girmek, “belki bize de bir görev düşer” umuduyla arka bahçe siyaseti yapmak temsil değildir. Bu açıkça hemşerilik duygusunu istismar etmektir.
Kanaat önderliği makamı kendini ilan ederek olmaz. O makam, toplumun güveniyle verilir. On beş–yirmi kişi bir araya gelip peş peşe dernek kuruyor; kamu kurumlarını meşgul ediyor, hemşerileri bölüyor. Soruyorum: Amaç ne? Hedef ne? Vizyon ne?
Daha vahimi şu ki, bazıları kurduğu derneğin neden kurulduğunu dahi bilmiyor. Sadece bir sofradan diğerine koşarak, protokol fotoğrafları çektirerek temsil olmaz. Kapasite olmadan, birikim olmadan, samimiyet olmadan bu işler yürümez.
Siverek ismi kimsenin kişisel kariyer basamağı değildir. Hemşerilik duygusu kimsenin siyasi hesaplarına malzeme yapılamaz. Eğer bir yapı gerçekten hizmet etmek istiyorsa, önce birliğe katkı sunacak, ayrışmayı değil dayanışmayı büyütecek.
Aksi halde tabelalar çoğalır, ama itibar azalır. Gürültü artar, ama temsil zayıflar.
Hemşerilerimizin artık bu tabloyu net görmesi gerekiyor.


