EGE'DEN BİR HABER

CUMHURİYETİN EMANETLERİ (ADALET VE HUKUK)

Feyzullah TURAN

CUMHURİYETİN EMANETLERİ (ADALET VE HUKUK)

Mücadele, tarafların eşit şartlarda yarıştığı bir sahadır. Müdahale ise, bir tarafın diğerine hiçbir fırsat tanımadan hüküm sürdündüğü bir eylem biçimidir. İnsani değerleri öne alanlar mücadeleyi, nefislerinin esiri olmuş çıkarcı ve bağnazlar ise müdahaleyi tercih eder.

Tarih bize gösteriyor ki; hangi çağda yaşarsak yaşayalım, “Mücadele” ile “Müdahale” arasındaki çizgi, gücü elinde tutanın vicdanına emanet edilmiştir. Güç eğer adaletle terbiye edilmemişse, hukuk da onun sopasına dönüşür.

İşte tam da bu noktada, Cumhuriyetin en temel harcı olan Adalet ve Hukuk kavramları, yeniden hatırlanmalıdır. İnsanlık, tarihi boyunca toplumlar, adaleti ararken sayısız hukuk sistemi kurmuştur: Aile hukukundan aşiret hukukuna, devlet hukukundan evrensel hukuka, İslam hukukundan medeni hukuka kadar uzanan bu arayış, insanın “Hak” kavgasının hikâyesidir.

Hazreti Ömer’in “Fırat kıyısında bir kurt bir koyunu kapsa, onun hesabı benden sorulur” sözü, bu bilincin zirvesidir. Cumhuriyetimiz, aklın rehberliği ile vicdan terazisini birleştirerek, ilahi adaletin yeryüzünde tecellisini dileyen Anadolu toplumuna, Adalet ve hukuku armağan etmiştir.

Cumhuriyetin Emanetleri Görseli

Bugün 29 Ekim. Bir asrı geride bırakan Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil, hukukun üstünlüğüne iman etmiş bir milletin vicdani antlaşmasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir” sözü; adaletin yalnız mahkeme duvarlarında değil, toplumun ruhunda da yaşaması gerektiğini anlatır.

Ne var ki günümüz Türkiye’sinde hukuk, bazen güçlünün sığınağına, bazen zayıfın korkulu rüyasına dönüşmektedir. Yasalar kimine zırh olurken, kimine pranga olup; adaletin terazisi, çıkarların rüzgârında savrulmaktadır.

Oysa Cumhuriyet, bir zümrenin değil; mücadeleyle kazanılmış, Anadolu halkının koyduğu bir MİLLİ iradenin çok kıymetli bir eseridir. Onu yaşatmanın yolu, adaleti güçten üstün kılmaktan geçer.

Cumhuriyetimizin temeli olan adalet, yalnız yargının değil, devletin ve toplumun ortak vicdanıdır. Öğretmenine, doktoruna, askerine, sanatçısına, köylüsüne, işçisine, siyasetçisine, Ülkemizin her evladına yapılan haksızlık, Cumhuriyet’e yapılmış bir müdahaledir.

Bugün müdahale denilince aklımıza yalnızca askeri güç değil, sermaye baskısı, medya manipülasyonu, sivil maskeli vesayetler ve dış mihrakların ideolojik taşeronları da gelmelidir. Çünkü Cumhuriyet; yalnız silahla değil, inançla, bilgiyle, emekle korunur.

İşte bu noktada, sevgili Ülkücü kardeşlerim, bir kez daha kendi safımıza bakmayı, nefsimize hâkim olmayı hatırlamalıyız. Aklı evvellerin ürettiği komplo teorilerine, dedikodulara ve fesat tohumlarına kanmayalım. Cumhuriyete sahip çıkanların, o samimi duruşlarını, vakur bakışlarını iyi inceleyelim; bulundukları mekânları, taşıdıkları davayı doğru okuyalım.

Unutmayalım; ağaçtan kesilen dallar soyulup her şekle sokulabilir, aile fertleri bile türlü oyunlarla kandırılabilir. Bizler, hâlâ Ebû Leheb’lerin, Ebû Cehil’lerin, Şeytanın vekaletini almışların nefes aldığı bir dünyada yaşıyoruz.

• Safımızı zayıflatıp başkalarının ekmeğine yağ sürmeyelim.

• Şu kör olası nefsimize dur demeyi öğrenelim.

• Birlikten doğan gücün kıymetini bilmeyi, öğrenelim, öğretelim; bilen ve öğretenlerin yanında saf tutalım.

Zira nefsine yenilen, aklını kiraya verir; aklını kiraya veren, davasına ihanet eder.

Bugün 29 Ekim’de, Cumhuriyetimizi korumak ve adaletin teminatı olan hukukunu güçlendirmek için, önce kendi nefsimize hâkim olmalıyız. Kendi birliğimizi korumalıyız. Yaşasın! Cumhuriyetin emanetleri (ADALET VE HUKUK)

ESEN KALINIZ

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ