EGE'DEN BİR HABER

ATATÜRK’Ü ANLAMAK, YAŞATMAK VE LİDERLERİ ANLAYABİLMEK

Feyzullah TURAN

ATATÜRK’Ü ANLAMAK, YAŞATMAK VE LİDERLERİ ANLAYABİLMEK

Her 10 Kasım’da aynı duygularla doluyor yüreğimiz. Ama artık sadece ağlama, sızlanma, hüzünlenme günü olmamalı bu tarih.
10 Kasım; Atatürk’ü anlama, anlatma ve yaşatma günü olmalı. Zira bir milleti ayağa kaldıran, sadece duygular değil; o duygulara yön veren fikirlerdir.

Mustafa Kemal ATATÜRK,
*Osmanlıya asla ihanet etmemiş, Milletinin bağrından çıkmış, Milletinin gücüyle kurtuluşu başlatmış ve Cumhuriyeti kurmuştur.

Atatürk

*Bir avuç seçkinin değil, Milletin bizzat kendisinin iktidar sahibi olmasını istemiştir.
“Ne mutlu Türk’üm diyene” derken kimseyi ötekileştirmemiş, birliğin ve kader ortaklığının altını çizmiştir.
*Laikliği İslam’ı korumak, dini siyasetin kirli elinden uzak tutmak için anayasaya koydurmuştur.
*Bilime, eğitime, üretime, kadının ve gençliğin aydınlığına inanmıştır.

O’nu anlamak kolaydı, ama yaşatmak, onun yolunda yürümek cesaret isterdi. Bugün Atatürk’ü herkes seviyor gibi görünüyor, ama çok azı gerçekten anlıyor. Zira Atatürk’ü anlamak; kolay olanı değil, doğru olanı seçebilmektir.

Benim, yaşamımda örnek aldığım tarihi liderlerimiz vardır. Ancak, uygulamalarını ve yaşamlarını görerek, fikirlerini işiterek kendilerini örnek aldığım ve bizzat liderlikleri altında Ülkücü dünya görüşümü severek icra ettiğim, Atatürk ile ilgili düşüncelerine itibar ettiğim üç liderim vardır. Biri yaşıyor, ikisi ahirete intikal etmiştir.

Merhum, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ,
“Her kim ki Türk’e, Atatürk’e düşmandır, biliniz ki onlar Malazgirt’te, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, İstiklâl Harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu’da kalmış tohumlarıdır” sözüyle, Türk milletinin kaderini, sağlam bir imanla ve öngörülerle dolu bilinçle yoğurmuş,

Türkeş

“Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti” derken, bir milletin ruh ve yol haritasını çizmiştir. Ama, Milletin çoğunluğu onu tam anlayamadan, ahirete intikal etmiştir.

Merhum Muhsin YAZICIOĞLU,
“Biz Ülkücülerin de doğal ve milli liderimiz olan Gazi Mustafa Kemâl Atatürk hakkında olumsuz propagandalara ve gelişmelere seyirci kalmakla hata yaptığımızı itiraf etmek isterim. Atatürk’ü sağlıklı olarak öğretip, incelemediğimiz kanaatindeyim!” bu sözüyle, davasını makamla, mevkîyle değil, imanla taşımış, Anadolu’nun vicdanı bir yiğit olduğunu göstermiştir.

Yazıcıoğlu

O siyaseti, bir basamak değil, emanet olarak görmüş bir yiğit olarak, Milletinin gönlünde yer etmesine rağmen, fikirlerinin tam karşılığını bulamadan aramızdan ayrılmıştır.

Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ,
“Atatürk bizim börkümüzdür, birliğimizdir, simgemizdir. Ona laf yoktur. Baş giderse börk gider. Allah muhafaza, bir daha da geri gelmez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e tahammülsüzlük Türkiye’ye tahammülsüzlüktür. Müslüman kisvesi altında Atatürk’e dil uzatanlar Birliğimizi bozmaya çalışan Provokatörlerdir” diyebilen, hâlâ inandığı davası için mücadele eden, Anadolu gibi kadim, dünyanın en büyük sarayını, nice fırtınalar, nice sarsıntılar görmesine rağmen, ayakta tutan sütunların harcı ile yoğrulan iradelerden biri olduğunu göstermiştir.

Bahçeli

Bu irade son kalemizin, Cumhuriyetimizin ayakta kalması için çalışmakta ve Milletinin anlamasını beklemektedir.
Keşke Milletimizin çoğunluğu, Merhum ATATÜRK’Ü, Merhum BAŞBUĞ’U, Merhum YAZICIOĞLU’NU ve Sayın BAHÇELİ’Yİ iyi okuyup anlayabilse.

Bugün, Atatürk’ü anlamak demek; Türkeş’in vizyonunu, Yazıcıoğlu’nun vicdanını, Devlet Bahçeli’nin sabrını ve Anadolu insanının ferasetini bir potada eritebilmektir.

10 Kasım,
– Nutuk atma günü değildir.
– Törenle anıp, ertesi gün unutma günü hiç değildir.
– Atatürk’ün Fikrini, Vizyonunu, Erdemini yeniden hatırlama ve uyanış günüdür.
– Bugün “Atam izindeyiz” demek yetmiyor. Artık “Atam izindeyiz” diyebilecek bir irade, ahlak ve liyakat ortaya koymak gerekiyor.

Milletin gözünde büyüyen her lider, ancak Atatürk’ün çizdiği o aydınlık yolda yürüdüğü sürece büyüktür.

87 yıl geçti… Ama hâlâ onun “Muasır Medeniyet” hedefinin çok gerisindeyiz. Çünkü hâlâ birbirimizi anlamayı değil, anlatmayı seçiyoruz. Hâlâ fikirle değil, öfkeyle konuşuyoruz.

Oysa Atatürk’ün en büyük devrimi, düşünce devrimiydi. Bugün eğer bir umut varsa, o umut, Anadolu’nun vicdanında, gençliğin aklında ve bu topraklara adanmış yüreklerde yaşıyor.

Vah! Vaaah! Vaaaaah! Aradan geçen bunca yılın ardından hâlâ aynı şeyi söylemek zorunda kalıyoruz. Atatürk’ü anlamak kolay da, yaşatmak zor geliyor. Ama imkânsız da değildir.

Ey! Bu topraklarda nefes alan genç kardeşim, Atatürk’ü sadece tarih kitaplarında değil, kalbinde oku. O’nun hedefi, sana özgür bir vatan bırakmaktı. Senin görevin, o vatanı akılla, adaletle, emekle korumaktır.

ESEN KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ