EGE'DEN BİR HABER

TÜRKİYE / FİLİSTİN / İSRAİL

Feyzullah TURAN

GÜL DİKENİ
Feyzullah Turan
feyzullahturan@hotmail.com

 

Cumhurbaşkanı, Erdoğan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışında yaptığı konuşmada,

İsrail yönetiminin tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir”

yönündeki ifadesi, içte ve dışta geniş kesimler tarafından büyük ilgi görmüş ve tartışmalara sebep olmuştur.

Erdoğan, Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeleri, özellikle İsrail’in bölgedeki genişlemeci politikalarına dair endişelerini dile getirirken,

Türkiye’nin topraklarına yönelik, İsrail’in bir niyetinin olduğundan bahsetmiştir.

Ancak bu iddianın ne kadar gerçekçi olduğu, uluslararası ilişkiler ve tarihsel gelişimin ışığında değerlendirilmek mümkün olmamaktadır.

Ancak, siyonistlerin ve Evangelislerin binlerce yıldan beri dillendirdikleri kehanetlerin varlığını biliyoruz.

Ayrıca,İsrailin, filistinde ve Kudüs’te geçen yüzyılda ve bugün yaptıkları soykırımın varlığınıda açık ve net görüyoruz. ve kendilerince belirledekleri kehanetlerin olduğunu biliyoruz.

Ben bugün,

*Erdoğan’ın bu açıklamasının dayandığı tarihsel ve siyasi süreci değerlendirmek istiyorum.

*İsrail’in, Ortadoğu’nun gerçek politikalarıyla ilişkisini,

*Bu tür bir söylemin, Türkiye-İsrail ilişkilerine etkileri ne olacaktır,

*Ülkemizin içinde bulunduğu Ekonomik durumu ile ilişkisi olabilir mi?

Sorularına cevap bulmaya çalışacağım.

1. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’e yönelik sert eleştirileriyle bilinen bir liderdir. Türkiye, özellikle Filistin meselesi başta olmak üzere, İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı uzun süredir eleştirel bir tavır almaktadır.

Erdoğan’ın 1 Ekim’deki açıklaması da, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikaları, Kudüs üzerindeki iddiaları ve Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarına karşı duyduğu rahatsızlığın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Ancak, Erdoğan’ın İsrail’in Anadolu topraklarına göz diktiğini iddia etmesi, bu eleştirilerin çok daha geniş bir coğrafi ve stratejik boyuta taşındığını göstermektedir.

Bu söylem, İsrail’in bölgesel politikasına dair Erdoğan’ın endişelerini dile getirmeyi amaçlasa da, İsrail’in Türkiye’ye yönelik doğrudan bir tehdit oluşturduğuna dair uluslararası düzeyde oturduğu  ağlam bir zemin bulunmamaktadır.

2. İsrail, devlet olarak kurulduğu 1948 yılından bu yana, sürekli olarak sınırlarını genişletmeye çalışan bir ülke olarak eleştirilmektedir. Filistin topraklarındaki yerleşim yerleri ve Kudüs üzerindeki sahiplenme mücadelesi, İsrail’in yayılmacı politikalarının en bilinen örnekleridir. Ancak İsrail’in bugüne kadar Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi veya Anadolu’nun herhangi bir kısmı üzerinde resmi bir iddia veya hedefi olduğuna dair somut bir adımı ya da açıklaması bulunmamaktad

İsrail’in dış politikası, çoğunlukla kendi güvenliği, Arap komşuları ve İran gibi bölgesel rakipleriyle ilişkiler üzerinde şekillenmiş durumdadır, ülkemiz ile ilişkileri zaman zaman gerilimli olsa da, İsrail’in Anadolu’yu hedefleyen herhangi bir stratejiye sahip olduğuna dair resmi bir duruş söz konusu değildir.

Bu nedenle, Erdoğan’ın bu yöndeki iddiası, somut verilerden çok iç siyasetteki, yerel seçim sonrası partisinin çöküşünü önlemek için söylenmiş siyasi bir  söylem olarak değerlendirmekteyim.

3. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemi, Yahudi inancında yer alan Arz-ı Mev’ud (Vaadedilmiş Topraklar) kavramı etrafında dönen tarihsel ve teolojik tartışmalara işaret ediyor olabilir. Yahudi kutsal kitabı Tevrat’a göre, Tanrı tarafından Hz.İbrahim ve soyuna vaadedilen topraklar, Kenan Diyarı’na dayanmaktadır. Bu topraklar bugünkü İsrail, Filistin, Ürdün ve Lübnan’ın bazı bölgelerini kapsar.

Ancak bazı aşırı görüşlerde ve komplo teorilerinde, İsrail’in hedeflerinin daha geniş coğrafyalara yayıldığı ve Fırat Nehri’ne kadar uzanan bir toprak talebinin olduğu iddia edilmiştir. Bu teoriler, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni de içine alan bir genişleme hedefini ima eder. Ancak bu tür iddialar, genellikle aşırı uçlarda yer alan siyasi ve dini çevrelerde gündeme getirilmekte olup, İsrail’in resmi politikalarıyla bağdaşmamaktadır.

İsrail devletinin resmi söyleminde ve diplomatik duruşunda, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit ya da niyetin olduğuna dair bir işaretde yoktur. Dolayısıyla bu tür komplo teorileri, tarihsel ve siyasi gerçeklerle pek örtüşmemektedir.

4. Erdoğan’ın bu iddiası,Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut diplomatik ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Türkiye ve İsrail, geçmişte inişli çıkışlı bir ilişkiye sahip olmuş, özellikle Filistin meselesi nedeniyle zaman zaman küçük gerginlikler yaşamıştır. Ancak iki ülke arasında ekonomi, teknoloji ve savunma alanlarında işbirliği de devam etmiş ve etmektedir. Erdoğan’ın bu söylemi, iki ülke arasında süregelen işbirliklerinin yaralanmasına ve zayıflamasına ve bölgesel gerginliklerin artmasına yol açabilir.

Ayrıca, bu tür açıklamalar, Türkiye’nin bölgedeki diğer müttefikleriyle olan ilişkilerini de etkileyebilir. Özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail ile güçlü diplomatik ve ekonomik bağlara sahipken, Türkiye’nin bu tür sert açıklamaları, Batı dünyasıyla ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabilir.

5. Erdoğan’ın bu söyleminin, İsrail’in bugüne kadar izlediği resmi politikalarla doğrulanmadığı açıktır. İsrail’in genişleme hedefleri, genellikle Filistin toprakları ve bölgedeki diğer Arap ülkeleriyle sınırlı kalmıştır. Anadolu’ya yönelik bir tehdit ya da hedef, bugüne kadar uluslararası diplomatik platformlarda dile getirilmemiştir ve bu tür bir iddiayı destekleyen somut bir kanıt da yoktur.

Ancak Erdoğan’ın söylemi, siyasi ve ideolojik bir uyarı olarak değerlendirilebilir. İsrail’in bölgede izlediği politikalar, Türkiye gibi bölgesel güçler için bir tehdit olarak algılanabilir. Bu bağlamda, Erdoğan’ın açıklamaları, İsrail’in bölgesel genişlemeci politikalarına karşı bir tepki ve dikkat çekme amacı taşıyor olabilir.

Sonuç olanak,

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,

İsrail “Gözünü Anadolu’ya dikti” yönündeki iddiası, uluslararası kilişkilerde ve diplomatik söylemlerde dikkat çeken bir açıklama olsa da, somut veriler ve İsrail’in resmi politikaları ışığında değerlendirildiğinde, bu iddianın doğrulanabilir bir temele dayanmadığı aşikardır.

İsrail’in Türkiye’ye yönelik bir toprak talebi veya niyeti olduğu yönünde de kanıtlar bulunmamaktadır.

Bu tür açıklamalar, siyasi ve diplomatik anlamda dikkatle ele alınmalıdır. Erdoğan’ın bu söylemi, İsrail’in Ortadoğu’daki politikalarına karşı bir eleştiri ve Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını savunma çabası olarakta değerlendirilebilir.

Ancak bu tür ifadelerin, diplomatik ilişkileri gereksiz yere germe potansiyeli olduğu da unutulmamalıdır.

20 EKİM 2024

HOŞÇA KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
MUHSİN YAZICIOĞLU - 24 Mart 2026 21:43
SESSİZLİĞİN BAYRAMI - 19 Mart 2026 20:10
ÇANAKKALE - 18 Mart 2026 01:04
8 MART; GÜL MÜ, DİKEN Mİ? - 7 Mart 2026 05:10
BİLİM, GÜÇ VE AHLAK - 3 Mart 2026 19:35
MADENLERİMİZ VE DEVLET AKLI - 23 Şubat 2026 00:51
RAMAZAN, AÇLIK DEĞİL YÖNELİŞ - 19 Şubat 2026 20:35
SEVGİLİLER GÜNÜ - 14 Şubat 2026 00:23
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ