EGE'DEN BİR HABER

İZNİK’E DÜŞEN JEOPOLİTİK GÖLGE

Feyzullah TURAN

Sevgili okurlarım, Papa’nın Ülkemizi ziyaretini, tarihi bilgilerim ve yıllara uzanan tecrübelerimle yorumlamaya çalışıp sizlerle paylaşacağım.

İZNİK’E DÜŞEN JEOPOLİTİK GÖLGE

Papa’nın İznik’e gelişi, basit bir ziyaretin ötesinde, dünya siyasetinde kurulan yeni cümlelerin gölgesidir.
Bu adım, yalnızca dini bir buluşma veya sembolik bir seyahat değil; küresel güçlerin birbirini yeniden tarttığı, yeni dönemin dengelerini yokladığı bir sınavdır.

Papa’nın “Seni görüyorum” sözünün doğrulanmış bir kaynağı yoktur; ancak bu ifade, olası diplomatik nezaketin ötesinde bir mesaj olarak yorumlanabilir.

Avrupa artık şunu daha net görüyor:
Kendi güvenlik düzenlerini Türkiye olmadan tamamlayamaz.
Enerji yollarından göç yönetimine, Orta Doğu denkleminden Karadeniz’in istikrarına kadar birçok başlıkta Türkiye, göz ardı edilebilecek bir boşluk değil; hesaba katılmadığı sürece çözülemeyecek bir denklem hâline gelmiştir.

Papa’nın bilinen diğer sözleri, bu bağlamda önemli anlamlar taşımaktadır:

“Barış, sessizliğin değil cesaretin ürünüdür.”
Bu söz, Türkiye’nin stratejik adımlarının ne kadar kritik olduğunu vurgular.
Sessiz kalmak yerine aktif politika yürütmenin gerekliliğine işaret eder.

“Diyalog, güçlülerin silahı değil, insanlığın umududur.”
Bu ifade, Katolik ve Ortodoks dünyasına barış çağrısı olduğu kadar, Türkiye’nin medeniyetleri birleştiren köprü rolünü de pekiştirir.

Bu nedenle, kimliklerin politika malzemesine dönüştüğü bu çağda Türkiye yalnızca bir ülke değil; bölgesel bir merkez, medeniyetler arası denge noktası olarak yeniden öne çıkmaktadır.

Ancak bu ziyareti anlamlı kılan sadece Türkiye’ye yönelik yeni bakış değildir.
Hristiyan dünyasının bin yıldır süren büyük fay hattı yeniden hareketlenmiştir.
Katoliklik ile Ortodoksluk arasındaki ayrılık, bugün Avrupa’nın geleceğini belirleyen stratejik bir rekabete dönüşmüştür.

Rusya-Ukrayna savaşı, bu fay hattını yeniden kırmış; Moskova’nın Ortodoks dünyası üzerindeki otoritesini zayıflatmış; Konstantinopolis Patrikhanesi ile Rus Ortodoks Kilisesi arasındaki gerilimi görünür hâle getirmiştir.

Papa’nın tam da bu dönemde İznik’e gelmesi, bu kırılmanın üzerine yapılmış bilinçli bir hamledir.

İznik, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin bir şehri değil; Hristiyanlığın tarihî kırılma noktalarının, konsillerin ve büyük tartışmaların çıktığı bir beşiktir.

Papa’nın bu topraklara uzanan adımı, “Bu mirası, bu rekabeti ve bu coğrafyayı takip ediyorum” mesajıdır.
Bu, hem Rusya’ya hem de Ortodoks dünyasına yöneltilmiş diplomatik bir bildiridir.

Bugün, Hristiyanlık sembollerinin yeniden siyaset aracına dönüştüğü bu çağda İznik’in tarih sayfalarından çıkarılıp jeopolitik merkeze oturtulmak istendiğini okumalıyız.

Şunu iyi bilmeliyiz:
Dünya artık törenlerle değil, sembollerle ve hafızayla yönetiliyor.
Devletler arasındaki güç mücadelesi, yalnızca masalarda değil; şehirlerin belleğinde, tarihî mekânların sessiz çağrılarında yürütülüyor.

Bundan böyle Türkiye’yi yönetenler ve yönetmeye talip olanlar, Cumhuriyeti ve Anadolu halkını duygularla değil, devlet aklıyla yönetmek zorundadır.

Geçmişini bilmeyen, bugün kurulan masalara oturamaz.
Diplomasinin işaretlerini okuyamayanlar, güçlerini başkalarının yorumuna terk eder.

İznik’te Papa’nın sessiz adımının sözlerine yansımasını devletin görüp okumasını; muhalefetin ise okuyamamasını,
“Tarih görmeyeni değil; görüp de okuyamayanı cezalandırır” sözü hatırlatmaktadır.

Unutmamalıyız ki:
“Gülü koklamak isteyen, dikenine katlanır.”

“Tarihine sahip çıkmayan, başkasının yazdığı tarihe razı olur.”

ESEN KALINIZ

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ