ÇAKALDAN KURTULUP SIRTLANLARIN PENÇESİNE DÜŞMEYELİM
Geçmişten Bugüne Stratejik Dersler
Bugün sık sık duyuyoruz: “Yerli ve Milli Savunma Sanayi”. Gurur verici, ama gerçek bağımsızlık sadece sloganla olmuyor.
Bir uçağın gövdesi bizim, motoru yabancı güçlerin elindeyse, işte o zaman bağımsızlık yarım demektir. “Çakaldan kurtulmak ve sırtlanın pençesine düşmemek için stratejik akıl şarttır.”
1965’te Türkiye’nin deniz gücü çok zayıftı, neredeyse Kıbrıs’a çıkabilecek bir gemimiz yoktu. Merhum Süleyman Demirel’in vizyonu, tersanelere yaptığı yatırımlarda gizliydi. 1967’den sonra Türkiye’nin ilk modern savaş gemisi tedarik etme gayreti, Demirel’in uzun vadeli planlarının ilk adımıydı. O günlerde yapılan sabırlı planlama sayesinde, 7-8 yıl içinde Türkiye kendi gemilerini üretmeye başladı. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında işte o tersanelerden çıkan gemiler sahaya çıktı. Demirel’in uzun vadeli devlet aklı, sabır ve planlama ile Türkiye’ye güç kazandırdı.
Zaman ve sabır, devletlerin ilk kurtarıcı stratejisidir.
Ecevit İngiltere’deyken, Erbakan kuvvet komutanlarıyla kritik bir toplantı düzenler. “6. Filo’yu Kıbrıs açıklarında gerekirse nasıl batırırız?” diye komutanlara sorar.
SAT komandoları hazır bekletilir. Bu komandolar, Osmanlı’nın tüm Avrupa’ya korku salan öncü birlikleri gibi, ölümüne gitmeye gönüllü askerlerden oluşturulmuştur. Her biri gerektiğinde sınır tanımayan cesaretle görevini yerine getirmeye hazırdı.
İki saat içinde 6. Filo sessizce çekilir. Erbakan’ın bu hamlesi günü kurtarır, ABD’ye gözdağı verilir. Ancak uzun vadeli bir devlet altyapısı oluşturulamaz.
Bu örnek, stratejik devlet yatırımı ile günü kurtaran taktikler arasındaki farkı gösterir.
ABD’ye baktığımızda tablo değişmemiştir. Verilen sözler çoğu zaman çıkar merkezlidir. Trump’ın davranışları — gösteriş, sandalye çekmeleri, sırt sıvazlamaları — halk için mizah gibi görünebilir. Ama gerçek şu ki, ABD sadece çıkarına uygun hareket eder. Kritik parçaları vermemesi, hâlâ bağımsızlık için mücadele edilmesi gerektiğini gösteriyor.
“ABD için dostluk değil, çıkarları söz konusudur; verilen sözler çoğu zaman ticari terazilerde tartılmalıdır.”
Bugün Sayın Devlet Bahçeli’nin çıkışları, özellikle ülkücü ve devletçi taban için önem taşıyor. Bu çıkışlar arasında; Abdullah Öcalan çıkışları, ABD ve Çin karşısındaki sert söylemler, Erdoğan’la bağlantılı politik formüller ve TRÇ (Türkiye, Rusya, Çin) modeli öne çıkıyor.
Halkın şu soruları sorması gerekiyor: Bu çıkışlar gerçekten devletçi bir duruş mu? Yoksa stratejik bir pazarlık hamlesi mi? Erbakan dönemindeki kısa vadeli hamleler gibi mi? Yoksa Demirel’in uzun vadeli planlarını mı andırıyor?
Bahçeli’nin her çıkışı halkın gözünde bir soru işareti: Gerçekten devletçi bir duruş mu sergileniyor, yoksa bu sadece stratejik bir pazarlık mı?
Yılların ülkücüsü ve devletçi bir liderin tavırları, halkın vicdanında sorgulanmalıdır.
Bugünün siyaseti halkın önüne bir tablo koyuyor: Gerçek stratejik adımlar mı atılıyor, yoksa günü kurtaran taktikler mi uygulanıyor?
Gerçek bağımsızlık, kendi motorunu, teknolojisini, planlamasını üretmekle olur. Sloganlarla değil; sabır ve stratejik akılla sağlanır.
Son söz: “Çakaldan kurtulmak, sırtlanın pençesine düşmemek demektir; geçmişin dersini alırsak, kendi yolumuzu çizebiliriz.”
ESEN KALINIZ


