EGE'DEN BİR HABER

BU ZAMLAR KİMİN İÇİN?

Nezih VAROL

Çok değil, bundan bir kaç ay önce esnafa neden zam yapıldığı sorulduğunda “Nakliye abi, mazota her gün zam geliyor” diyordu.

Doğru, zammın en önemli nedenleri arasında başı çeken üretim maliyeti akaryakıttır, yani mazottur.

Mazota zam geldim miydi, gemilerle, trenlerle, tırlarla, kamyonetlerle nakliyesi gerçekleşen peynir, zeytin, pirinç, fasulye, ekmek ve benzerinin fiyatına da bu maliyet ekleniyor.

Buraya kadar anladık, ‘mazota zam, ekmeğe zam’, tamam da mazot fiyatı aylardır düşerken ekmeğe niye zam geliyor?

İşte son dönemde vatandaşın aklına takılan, karnını ağrıtan, kalbini sıkıştıran, küfür ettiren soru bu!

“Mazotun fiyatı düşüyor, ekmeğe niye zam geliyor?”

Beyin yakan böyle bir soru dünyanın neresinde olursa olsun cevapsız kalırsa, değil 20 yıllık iktidarda kalan AKP, 1927 yılından 2016 yılına kadar tam 89 yıl tahtta kalan Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej bile bir günden fazla sarayında duramazdı.

Bu sorunun bir de ikiz kardeşi var, zira akaryakıt gibi çalışanların maaşları da üretim maliyetlerinden biridir, peki bir yıl boyunca bu maliyet sabit kalırken mal ve hizmete zam neden ve nasıl yapılır?

Şimdi sıkı durun, en ürkütücü soru geliyor; üretim maliyetinin en önemli kalemlerinden akaryakıt fiyatı düşerken ve işçi ücretleri sabitken, bir mal veya hizmete yüzde 100’ün üzerinde, hatta yüzde 300’e varan zam neden ve nasıl yapılır, bu zammın gerekçesi nedir?

Burada ortaya çıkan gerçek şu; işdünyası vatandaşı acayip bir şekilde kazıklıyor, servetine servet katıyor, iktidar da buna çanak tutuyor.

Çarşı pazarda yaşanan gerçek de şöyle; sabit gelirli emekçi kesimlerin alım gücü her geçen gün düşüyor, mal ve hizmeti satın alamıyor, işyerleri müşteri kaybediyor, her bir işyerinin ayakta kalması için günlük elde etmesi gereken cirosu alım gücü yüksek olan müşterilere bölüştürülüyor.

Örnek; Bir fırıncı günde 20 bin lira ciro yapıyor, simit 1 liradan 2 liraya çıkıyor, 2 liraya simit alamayan müşteri aradan çıkıyor, fırıncı 2 liraya simit alabilen müşteriye 1 lira daha yüklüyor ve simit 3 lira oluyor, alım gücü düşük olanın alamadığı simit, alım gücü yüksek olana zam yapılarak satılıyor, fırıncı asla zarar etmiyor, cirosu yine 20 bin lira olarak kalıyor.

Yani fakir simit alamıyor, zengin simidi çok pahalıya alıyor, ancak bu sürecin bir süre sonra tıkanacağı, sosyal sorunlara ve ardından patlamalara neden olacağı da ortada.

Buradan, akaryakıta, çalışana veya benzeri bir üretim maliyetine yapılan zammın mal ve hizmete yansıtıldığı söyleminin yalan olduğunu çok rahat anlayabiliyoruz.

Çünkü burada gerçek olan; işdünyasının kârından vazgeçmeme istek ve kararlılığıdır.

Kendi kârlarından vazgeçmemek için sabit gelirli işçi, memur ve emekçinin daha da fakirleşmesini karınlarını kaşıya kaşıya izliyorlar.

Ve emekçiyi kesen bıçağın bir gün kendilerine saplanacağını göremiyor veya görmek istemiyorlar.

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
EBSO’DA ATATÜRK SEVGİSİ - 8 Kasım 2025 12:21
TOKİRA - 15 Ekim 2025 17:08
CHP’Yİ BİTLERİNDEN TEMİZLEYİN - 15 Ağustos 2025 16:31
HAY SİZİN TEAM’INIZA… - 30 Temmuz 2024 07:29
ERTOSUN KİRAZI - 2 Haziran 2024 16:52
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ