“Belediyeler Hizmet İçin Mi Var, Engel İçin Mi?”
Değerli okurlarım,
Son günlerde Konak Belediyesi üzerinden koparılan fırtınayı izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu ülkede belediyeler hizmet mi yapsın, yoksa her adımı için aylarca izin mi beklesin?
Malum ekonomik koşullar ortada. Araç fiyatları artmış, kiralar uçmuş, piyasada belirsizlik diz boyu. Ama ne hikmetse konu belediyeye gelince, hâlâ “eski Türkiye fiyatlarıyla” hesap yapılması bekleniyor.
Evet, Konak Belediyesi araç kiralamış. 4734 sayılı Kanun’un 21/b maddesi kullanılmış. Bazıları hemen sormuş: “Deprem mi oldu? Sel mi bastı?”
Sanki bu ülkede kriz sadece yer kabuğu hareket edince yaşanıyormuş gibi. Oysa bugün belediyeler; artan nüfusla, artan hizmet talebiyle,
artan maliyetlerle aynı anda mücadele ediyor.
Bir tarafta “Hizmet aksıyor” diye eleştirenler, diğer tarafta “Niye hızlı davrandınız?” diye soranlar…
Karar verelim değerli okurlarım: Belediyeler çalışsın mı, çalışmasın mı?
Gelelim rakamlara.
Dillerden düşmeyen o meşhur “araç başına aylık bedel” meselesine. Bugün özel sektörde bile, özellikle kısa süreli bakımı, sigortası, şoförü, yedek aracı olan kiralamalarda fiyatların ne noktaya geldiğini herkes biliyor.
Ama hesap yapılırken nedense hep “internette görülen en ucuz ilanlar” esas alınıyor. Gerçek piyasa koşulları değil, sorumluluklar değil,
hizmetin kesintisizliği hiç hesaba katılmıyor.
Bir de meclis kararı meselesi var ki. Sanki Türkiye’de ilk kez bir idari işlemle meclis süreci eş zamanlı yürütülmüş gibi büyük bir keşif havası estiriliyor. Oysa kamu yönetimi, sadece kitaplarda yazdığı gibi değil, hayatın gerçek temposuyla ilerler.
Acil ihtiyaç varsa, hizmet bekliyorsa, şehir durmuyorsa; idare de durmaz. Ama bazıları için önemli olan hizmet değil, rakamlarla algı yapmak, kanun maddelerini bağlamından koparmak ve “kamu vicdanı” gibi kulağa hoş gelen kavramları siyasete malzeme etmek.
Sonuçta ne oluyor?
Araç çalışıyor mu? Hizmet yürüyor mu? Vatandaş mağdur oluyor mu?
Asıl sorular bunlar.
Şunu kabul edelim değerli okurlarım: Bugün belediyeleri çalışamaz hale getirirsek, yarın aynı çevreler “Niye çöp toplanmadı, niye hizmet aksadı?” diye en yüksek sesle konuşur.
Eleştiri elbette olacak. Ama eleştiri; niyet okuma değil, felaket senaryosu değil, her işi “şaibe” parantezine alma kolaycılığı hiç olmamalı. Hizmet yapanı eleştirmek kolaydır. Zor olan, bu ekonomik ve siyasi tabloda şehri ayakta tutabilmektir.
Bunu da görmek gerekir.


