BAYINDIR’DA SAPLA SAMANI AYIRMA ZAMANI!
Siyaset başka, Ziraat Odası başka, belediye başka… Herkes yerini ve görevini bilmeli
Değerli okurlarım,
Bazen bir fotoğraf, bin kelimeden daha fazlasını anlatır.
Elimize ulaşan ve sosyal medyada paylaşılan bir görsele baktım.
Üzerinde kocaman harflerle:
“BAYINDIR’A UMUT VAR!”
Hemen altında:
“ZİRAAT ODASI BAŞKANI VE AK PARTİ İLÇE BAŞKANI MEHMET GELİR’DEN BAYINDIR’A BÜYÜK VAATLER!”
Ve devamında tarımdan sulamaya, üreticiden sanayiye, gençlere iş imkanından altyapıya kadar birçok başlık…
Sonunda da:
“Bayındır daha güzel olacak.”
Şimdi ben gazeteci olarak bu görsele bakıp alkışlamak ya da yuhalamak yerine bir soru soruyorum:
Burada hangi Mehmet Gelir konuşuyor?
Ziraat Odası Başkanı Mehmet Gelir mi?
AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Gelir mi?
Yoksa ikisi birden mi?
İşte mesele tam da burada başlıyor.
İKİ ŞAPKA, TEK GÖRSEL!
Mehmet Gelir’in hem AK Parti Bayındır İlçe Başkanı hem de Bayındır Ziraat Odası Başkanı olduğu kamuya açık haberlerde de yer alıyor.
Burada peşinen “Bu hukuka aykırıdır” demek doğru değildir.
Ama etik açıdan sorulması gereken ciddi bir soru vardır.
Çünkü Ziraat Odası, yalnızca AK Partili çiftçilerin kurumu değildir.
CHP’li çiftçinin de…
MHP’li çiftçinin de…
İYİ Partili çiftçinin de…
Hiçbir partiye mensup olmayan çiftçinin de…
Ziraat Odasıdır.
O halde çiftçilerin ortak meslek kuruluşunun kurumsal kimliği ile bir siyasi partinin ilçe başkanlığı kimliği aynı siyasi tanıtım içerisinde kullanıldığında, vatandaşın aklına şu sorunun gelmesi kadar doğal ne olabilir?
“Burada oda mı konuşuyor, parti mi?”
Benim itirazım işte buna.
SİYASET YAPMAK BAŞKA, KAMU GÖREVİ YAPMAK BAŞKA
Sayın Mehmet Gelir siyaset yapabilir.
Hem de sonuna kadar yapabilir.
Bayındır’ın sorunlarını gündeme getirebilir.
Hükümete çağrı yapabilir.
Milletvekillerinden yatırım isteyebilir.
Belediyeyi eleştirebilir.
Projeler açıklayabilir.
Bunların tamamı demokratik siyasetin içerisinde vardır.
Nitekim Gelir’in daha önce de Bayındır Belediyesi’nin imar planları ve belediye bütçesi konusunda siyasi açıklamalar yaptığı görülüyor.
Ama sapla samanı ayırmak zorundayız.
Siyasi parti ilçe başkanlığı başka bir görevdir.
Ziraat Odası Başkanlığı başka bir görevdir.
Belediye Başkanlığı başka bir görevdir.
Kaymakamlık başka bir görevdir.
Valilik başka bir görevdir.
Bunların hepsini aynı torbaya koyarsak, sonunda vatandaş kimin hangi yetkiyle konuştuğunu anlayamaz.
BELEDİYEYİ YIPRATMAK MI, SİYASET Mİ?
Şimdi gelelim işin Bayındır Belediyesi tarafına…
Bir siyasi parti ilçe başkanı belediyeyi eleştirebilir mi?
Elbette.
Hatta eleştirmelidir.
Ama eleştirinin karşılığında belediye de cevap vermelidir.
Vatandaş da kararını kendisi vermelidir.
Benim gazeteci olarak görevim ise ne belediye başkanının avukatlığını yapmak ne de siyasi parti ilçe başkanının sözcülüğünü yapmaktır.
Benim görevim soru sormaktır.
Örneğin:
Mehmet Gelir’in açıkladığı projelerin hangisi AK Parti’nin önerisidir?
Hangisi merkezi hükümetin yatırım programındadır?
Hangisi belediyenin yetkisindedir?
Hangisi Ziraat Odası’nın talebidir?
Hangisinin bütçesi hazırdır?
Hangisinin projesi hazırlanmıştır?
Hangisinin takvimi vardır?
Bunları açıklayalım.
O zaman vatandaş da gerçek ile siyasi vaadi birbirinden ayırsın.
“BAYINDIR’A UMUT VAR” DEMEK YETMEZ
Ben olsam daha fazla soru sorarım:
Tarım ve çiftçiye daha fazla destek…
Peki hangi destek?
Sulama sorununa kalıcı çözüm…
Hangi proje?
Üreticiye yeni destek paketleri…
Hangi bütçeyle?
Bayındır’a sanayi yatırımları…
Hangi yatırımcıyla?
Gençlere iş imkanı…
Kaç genç için, hangi sektörlerde?
Altyapı ve ulaşımda iyileştirme…
Hangi kurum yapacak?
Köylere hizmet ve yatırım…
Hangi bütçeyle?
Bunların hepsinin cevabını isterim.
Çünkü gazetecilik, “Bayındır’a umut var” sözünü manşete taşımakla bitmez.
Gazetecilik, o umudun projesini, bütçesini, kurumunu ve takvimini sormaktır.
VALİLİĞE DE BİR NOT
Bir başka konu da İzmir Valiliği…
Burada Valiliğin siyasi parti ilçe başkanının üzerinde bir siyasi makam gibi değerlendirilmesi doğru olmaz.
Valinin görevi siyasi partilere yön vermek değildir.
Ama kamu kurumlarının görev alanlarının korunması, kamu hizmetinin hukuka uygun yürütülmesi ve somut bir mevzuat ihlali iddiası varsa bunun yetkili mercilerce değerlendirilmesi başka bir meseledir.
Dolayısıyla benim İzmir Valiliği’nden beklentim bir siyasi tartışmaya taraf olması değil.
Kamu düzeninin, kurumsal sınırların ve yetki alanlarının korunmasıdır.
KİMSE KİMSENİN ÜZERİNDE DEĞİL
Burada özellikle altını çiziyorum:
Bir siyasi parti ilçe başkanı, seçilmiş belediye başkanının siyasi rakibidir; idari amiri değildir.
Belediye başkanı da siyasi parti ilçe başkanının amiri değildir.
Vali de siyasi parti ilçe başkanının amiri değildir.
Kaymakam da siyasi parti ilçe başkanının siyasi amiri değildir.
Herkesin görevi ve yetkisi kanunla belirlenmiştir.
İşte benim anlatmak istediğim tam olarak budur.
BAYINDIR HALKI KİMİN NE YAPTIĞINI BİLMEK İSTİYOR
Değerli okurlarım,
Bayındır küçük bir ilçe olabilir ama Bayındır halkı kimin ne yaptığını anlayamayacak kadar küçük değildir.
İnsanlarımız artık şunu görmek istiyor:
Kim vaat ediyor?
Kim yapıyor?
Parayı kim veriyor?
Yetki kimde?
Sorumluluk kimde?
Bunları açıkça ortaya koyduğunuz zaman zaten tartışmanın da bir anlamı kalmaz.
Ben hiçbir siyasi partinin karşısında değilim.
Hiçbir belediyenin de yanında değilim.
Ben vatandaşın tarafındayım.
Kim hizmet getiriyorsa, onu vatandaş görsün.
Kim vaat veriyorsa, hesabını vatandaş sorsun.
Kim eleştiriyorsa, belgesini ortaya koysun.
Kim hizmet yaptığını söylüyorsa, hangi kurumun bütçesiyle yaptığını açıklasın.
SON SÖZÜM ÇOK NET
Sayın Mehmet Gelir;
Bayındır için siyaset yapmanızın önünde hiçbir engel yok.
Ama Ziraat Odası Başkanı olarak mı konuşuyorsunuz, AK Parti İlçe Başkanı olarak mı konuşuyorsunuz; bunu vatandaşın anlayabileceği şekilde ortaya koymanız gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü iki farklı şapka aynı başta olabilir.
Ama iki farklı kurumun kimliği birbirine karıştırılmamalıdır.
Aynı şekilde Bayındır Belediyesi de eleştiriden muaf değildir.
Belediye Başkanı da yapılan her eleştirinin hesabını kamuoyuna vermelidir.
Ama belediyeyi eleştirmek başka, belediyenin yerine geçmek başka şeydir.
Devlet başka…
Belediye başka…
Ziraat Odası başka…
Siyasi parti başka…
Sapla samanı ayıralım.
Kimse kimsenin görev alanına taşmasın.
Kimse kamu kurumlarının kimliğini siyasi propaganda ile birbirine karıştırmasın.
Ve en önemlisi:
HERKES YERİNİ, YETKİSİNİ VE ZAMANINI BİLSİN.
Çünkü Bayındır’ın ihtiyacı kavga değil.
Bayındır’ın ihtiyacı hizmettir.
Ve o hizmetin gerçek sahibi de hiçbir siyasi parti değil;
Şehmus GÜMÜŞTAŞ
Gazeteci – Köşe Yazarı






























