İZMİR’İN İRADESİNE KİM İHANET ETTİ?
Değerli okurlarım ve İzmir halkı…
Bugün size bir siyasi parti yazısı yazmıyorum.
Bugün size İzmirlinin sandıkta verdiği oyun, halkın iradesinin ve siyasette verilen sözlerin ne anlama geldiğini soruyorum.
Şimdi herkes kendisine şu soruyu sorsun:
Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ana kadrolarını oluştururken bugün yaşanacakları hesapladı mı?
Ege’nin demokrasi kültürünü, İzmir’in siyasi hafızasını ve yıllardır sandıkta ortaya koyduğu tercihi değiştirecek bir siyasi hesap yapıldı mı?
Bunlar cevap bekleyen sorular.
Çünkü bugün İzmir’de ortaya çıkan tablo sıradan bir parti değişikliği olarak geçiştirilemez.
2024 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde Cemil Tugay’a oy veren seçmen, önüne AK Parti pusulası koyarak mı oy verdi?
Hayır!
İzmirli seçmen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Cemil Tugay’a oy verdi.
Peki bugün Cemil Tugay hangi partinin rozetiyle karşımızda?
AK Parti rozetiyle.
O zaman soruyorum:
İzmir seçmeninin iradesine saygı nerede?
Elbette bir siyasetçinin parti değiştirmesi kendi siyasi tercihidir.
Ama belediye başkanlığı makamına hangi siyasi parti çatısı altında seçildiği de unutulmamalıdır.
Çünkü o koltuk kişisel bir mülk değildir.
O koltuk İzmirlinin emanetidir.
Şimdi gelelim Özgür Özel’e…
Özgür Özel’in CHP’de yeni bir kadro oluştururken geçmişte önemli görevler üstlenmiş, tecrübe sahibi isimleri siyaset sahnesinin merkezinden uzaklaştırması bugün yeniden tartışılmalıdır.
Tunç Soyer de bu tartışmanın önemli isimlerinden biridir.
Soyer’in belediye başkanlığı döneminde yaptığı doğrular da yanlışlar da elbette tartışılabilir.
Ama bir başka soru da sorulmalıdır:
Tunç Soyer siyasi olarak neden bu kadar yalnız bırakıldı?
Ve daha önemlisi…
Hakkındaki hukuki süreçler nedeniyle cezaevinde bulunduğu dönemde ortaya çıkan tablo, İzmir siyasetindeki dengeleri nasıl etkiledi?
Burada özellikle altını çiziyorum:
“Tunç Soyer siyasi hesaplarla cezaevine gönderildi” demiyorum.
Bunu söylemek için somut ve hukuken doğrulanmış deliller gerekir.
Ben gazeteci olarak başka bir şey soruyorum:
Bu süreç siyasi olarak kimin işine yaradı?
İşte bu sorunun cevabı İzmir kamuoyundan kaçırılmamalıdır.
Çünkü siyaset sadece bugünle yapılmaz.
Siyasetin bir hafızası vardır.
İzmirlinin de hafızası vardır.
Bugün Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesiyle birlikte geçmişte yaşanan bütün siyasi tercihler yeniden masaya yatırılıyor.
Kim kimi destekledi?
Kim kimi yalnız bıraktı?
Kim hangi süreçte kimin önünü açtı?
Kim hangi ismi siyasetin dışına itti?
Ve en önemlisi:
İzmirlinin verdiği oy kimin siyasi hesabına dönüştü?
Bunların hepsi cevap bekleyen sorular.
Ben bugün kimseye “şu parti haklıdır, bu parti haksızdır” demiyorum.
Ben İzmir halkının önüne bir ayna koyuyorum.
Çünkü İzmirlinin iradesi, hiçbir genel başkanın, hiçbir belediye başkanının, hiçbir siyasi kadronun şahsi malı değildir.
Sandıkta verilen oy emanettir.
O emaneti taşıyan kişi siyasi yolunu değiştirebilir.
Ama seçmenin de bunu sorgulama hakkı vardır.
İşte bugün İzmir’in sorması gereken soru budur:
Cemil Tugay kendi siyasi yolunu mu değiştirdi, yoksa İzmirlinin verdiği siyasi emanetin anlamı mı değiştirildi?
Bu sorunun cevabını bugün siyasetçiler verebilir.
Ama son sözü yine İzmirli söyler.
Çünkü tarih sadece siyasetçileri değil, siyasetçilerin yaptıklarını da yazar.
Bugün yapılanların adı kimin için başarı, kimin için siyasi hesap, kimin için hayal kırıklığıdır; bunu zaman gösterecek.
Ama şunu kimse unutmasın:
İzmir halkının iradesi bir koltuktan ibaret değildir.
Ve İzmirlinin sandıkta verdiği oyun hesabını sormak da en doğal demokratik hakkıdır.
Tarih bunların hepsini yazacak.
Kim ne yaptı?
Kim kimin önünü açtı?
Kim kimi yalnız bıraktı?
Kim hangi siyasi hesabı yaptı?
Ve sonunda…
İzmir’in iradesine kim gerçekten sahip çıktı?
Bu soruların cevabını bugün veremeyenler, yarın tarih karşısında vermek zorunda kalabilir.
Şehmus GÜMÜŞTAŞ
Gazeteci – Köşe Yazarı






























