Torbalı’da Sorulması Gereken Soru: Halk mı Yanılıyor, Yoksa Biz mi Sustuk?
- Köşe Yazıları
- 25 Nisan 2026 21:50
- 0 YORUM
- 116 KEZ OKUNDU


Bazen insan susar… Çünkü konuşsa kırıcı olur diye düşünür. Bazen de bekler… Belki düzelir, belki toparlanır, belki verilen sözler tutulur diye umut eder. Ama öyle bir an gelir ki artık susmak, konuşmaktan daha ağır gelir insana. İşte bugün ben de o noktadayım.
Torbalı sokaklarında geziyorum… Çarşıda esnafın yüzüne bakıyorum, pazarda file doldurmaya çalışan emeklinin iç çekişini dinliyorum, kahvede oturan vatandaşın serzenişine kulak veriyorum. Herkes aynı şeyi söylüyor:
“Başkana ulaşamıyoruz…”
Seçim zamanı meydanlarda verilen sözler hâlâ hafızalarda. “Kapımız herkese açık olacak”, “Vatandaş istediği zaman gelecek”, “Birlikte yöneteceğiz” denilmişti. Güzel sözlerdi… Alkış da aldı, oy da aldı. Peki şimdi ne oldu?
Şimdi belediye binasının kapısı var ama içeride vatandaşa açık bir samimiyet var mı? Halk günü var deniliyor ama haftada bir saatle halkın yıllık derdi çözülür mü? İnsanlar kalabalığın içinde el kaldırıp sesini duyurmaya çalışıyor. Derdini anlatmaya çalışan vatandaş, sıra beklemekten yoruluyor.
Sokaklara bakıyorum… Dev afişler, büyük fotoğraflar, süslü sloganlar… Başkan her yerde ama aslında hiçbir yerde. Vatandaş afişte görüyor, caddede görüyor, billboardda görüyor ama karşısında göremiyor. İşte mesele tam da burada başlıyor.
Halk artık reklam değil, temas istiyor. Fotoğraf değil, çözüm istiyor. Slogan değil, samimiyet istiyor.
Kimse kusura bakmasın… Bu şehirde insanlar kandırılmış gibi hissediyorsa, bunun sorumlusu eleştirenler değil; beklenti oluşturup sonra o beklentiyi boşa çıkaranlardır.
Ben buradan açık açık soruyorum:
Sayın Başkan, siz Torbalı halkını gerçekten dinliyor musunuz, yoksa sadece size alkış tutanları mı duyuyorsunuz?
Çünkü bu halk saf değil… Bu halk neyin söz, neyin hizmet olduğunu çok iyi bilir. Sessiz kalır ama unutmaz. Bekler ama günü gelince hesabı sandıkta keser.
Torbalı’nın artık afişlere değil, halka dokunan yönetime ihtiyacı var.
Ve unutulmamalıdır ki; halkın gönlünde yer bulamayanlar, duvarlarda ne kadar büyük görünürse görünsün, sonunda küçülmeye mahkûmdur.






