Değerli Okurlarım,
- Köşe Yazıları
- 30 Nisan 2026 14:46
- 0 YORUM
- 62 KEZ OKUNDU


Manisa’da tabelalar büyüyor, binalar yükseliyor, açılış kurdeleleri kesiliyor… Ama işçinin sofrasındaki ekmek küçülüyor, emekçinin yüzündeki tebessüm kayboluyor. İşte bugün size, adı “yaşam merkezi” olan ama içinde çalışan emekçilere adeta yaşamı dar eden bir düzeni yazıyorum.
Semih Balaban Sayın Başkan…
Siz göreve gelirken halkçı belediyecilikten, sosyal adaletten, emekten, alın terinden söz etmediniz mi? Mazlumun yanında, işçinin arkasında, ezilenin sesi olacağız demediniz mi? Peki şimdi ne oldu?
Yunusemre Hayvan Yaşam Merkezi’nde çalışan emekçilerin feryadı göğe yükselmişken, belediye yönetimi neden sessiz? İnsanlar sabahın köründe servislere binip saatlerce yollarda sürünürken, günün üç saati yolda geçerken, eve çocuklarını görmeden dönerken siz rahat uyuyabiliyor musunuz?
Bir de üstüne yarım saatlik çay molasını maaştan kesmek neyin hesabıdır Sayın Başkan?
Bu mudur halkçılık?
Bu mudur sosyal belediyecilik?
Bu mudur emeğe saygı?
İşçi çay içse suç…
Dinlense suç…
Hakkını arasa suç…
Konuşsa kapı gösteriliyor…
Ne güzel düzen kurmuşsunuz!
Bir tarafta makam odalarının klimalı rahatlığı…
Diğer tarafta eldivensiz çalışan personel…
Bir tarafta protokol sofraları…
Diğer tarafta içme suyunu cebinden alan emekçi…
Bunu hangi vicdan kabul eder?
Hayvanlara yuva yaptık diye övünmek kolaydır Sayın Başkan… Asıl mesele o yuvayı ayakta tutan işçiye insan gibi davranabilmektir. Tulumu defalarca giydirilen, izin isteyince azar işiten, rapor alınca baskı gören personelin ahı, gün gelir siyasetin duvarlarını çatlatır.
Bakın açık söylüyorum…
Mazlumun duası kadar, mağdurun bedduası da ağırdır.
Bugün size alkış tutanlar yarın susar. Ama ezilen işçinin hafızası susmaz. Sandık gelir, gün gelir hesap sorulur.
Ben muhalifim çünkü haksızlığa sessiz kalmam.
Ben halktan yanayım çünkü saltanat sofralarında oturmam.
Ben işçiden yanayım çünkü alın terinin rengini bilirim.
Sayın Semih Balaban,
Eğer gerçekten halkçıysanız çıkın konuşun.
Bu iddiaları yalanlayın ya da gereğini yapın.
İşçinin hakkını verin.
Baskıyı bitirin.
Adaleti sağlayın.
Yoksa koltukta oturmakla başkan olunmaz…
Başkan dediğin, işçinin gözyaşını silendir.
Bugün yazdıklarımız not olsun.
Çünkü bu kalem bağımsızdır.
Bu kalem eğilmez.
Bu kalem susmaz.







