EGE'DEN BİR HABER

EN FEDAKÂR SİYASETÇİ

Hakan BERKTAŞ

İnsan yokluğu kolay paylaşır da varlığı paylaşamaz.

Bunun bir çok örnekleri vardır, herkes bilir ki bir çok ortak kurulan şirket, firma, işletme kâr etmeye başladıktan sonra ortaklar birbiri ile çatışmaya, herkes kendisine yontmaya, ego yapmaya başlar, en basit kelimeler bile ortakların sinirlerinin hoplamasına neden olur.

Sadece aile şirketlerinde istikrarlı ve güvenli bir işleyiş görülür, çünkü herkes birbirine güvenir.

Yönetimi, organizasyonu bir kişiye bırakır, şirket gelişirse, pazarı büyüdükçe, kârı arttıkça, bilir ki kendisine de yansıyacaktır.

Birlikte yola çıktıkları kişilerin her ne olursa olsun kendisine kazık atmayacağını bilir, kazansa da, kaybetse de beraber kazanırlar veya kaybederler.

Bu konuda Türk siyasi tarihine baktığınızda bir çok koalisyon hükümeti kurulmuştur ve her koalisyon çok kısa bir sürede dağılmıştır.

Her koalisyon döneminde bakanlıkları paylaşan siyasi partiler arasında rekabet ortaya çıkmış, çıkar ve işleyiş çatışmaları oluşmuştur, genellikle ömürleri 1 veya 2 yıl olmuştur.

Bu dönemlerde terör tavan yapmıştır, ekonomi dibe batmıştır, istikrarsız bir ülkede dümeni bir o yana, bir bu yana çeviren koalisyon ortakları didişmekten ülkeyi bir kenara bırakmıştır.

Geçenlerde muhabir kılıklı bir genç kız sokak röportajı yapıyor, vatandaş 6’lı masa için Türkiye’nin hayrına olmayacağını, didişmelerle geçeceğini, ülkenin geriye gideceğini söylüyor, yorumluyor.

Tarafsız muhabir kılıklı kızımız, ‘Neden ama, birbirlerini denetlemezler mi?’ diyor.

Mantığa bakar mısınız, koalisyon dönemlerini yaşamayan, görmeyen bir ülke halkına bunu yedirebilirsiniz.

Özal’dan önceki dönemi bir kenara bırakacak olursak 1991’den 2002’ye kadar koalisyon dönemlerini kısaca hatırlayacak olursak, cin çalıyor şeytan oynuyor şeklindeki bir ülkede yaşadı bu halk, kimin ne yaptığı belli olmayan bir ülkede.

Son koalisyon olan ANASOL-M Hükümeti sırasında o zaman ki Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli bu durumu çok iyi idrak etti ve 3,5 sene sonunda İktidar ortaklığını ve Başbakan Yardımcılığı makamını bıraktı.

Ülke yeni bir seçim sürecine girdi, 1,5 sene daha ANASOL-M ile devam etseydi Türkiye’yi neler bekliyordu tahmin etmek bile istemiyorum.

Şimdi soruyorum; bir lider daha nasıl fedakârlık yapabilir?

Sonraki süreçte AK Parti iktidarı başladı, tek başına ülke yönetimini götüren hükümete, yani AK Parti’ye karşı muhalefet görevini yerine getirdi.

Ancak 2017’den sonra gördüğü, anladığı bazı şeylerden dolayı birden bire o zaman Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a destek vermeye başladı.

Bu desteği verirken kendisi veya partisi için makam ve mevki derdine düşmedi, ne bir bakanlık, ne bir müdürlük talebi olmadı.

Bu destekten sonra kendi partisinin içindeki bazı güçler, bazı kişiler, Devlet Bahçeli’nin davasına ihanet ettiğini, ülkeyi zora soktuğunu, ülkücülüğü ayaklar altına aldığını, çıkarı için Erdoğan’ı desteklediğini dillendirmeye başladı ve MHP’den ayrılarak başka bir parti kurdular.

Daha sonra bu birliğe Büyük Birlik Partisi(BBP) destek vermeye başladı.

Aslında ideolojik olarak bakıldığında; bu 3 parti milliyetçi, muhafazakâr partilerdir, Türk-İslâm Ülküsü olan partilerdir, Devlet Bahçeli ülkesinin geleceği için kendisi gibi olan, kendisi gibi düşünen bir lidere, bir partiye destek vermiştir.

Bu zamana kadar geçen süre içerisinde Türkiye’de ve dünyadaki gelişmelere bakıldığında bu fedakârlığın çok yerinde ve doğru bir karar olduğunu görmekteyiz.

Türkiye Türkiye’den fazladır.

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı kurulduysa, Kızıl Elma gerçekleşmeye başladıysa, Cumhur İttifakı sayesinde olmuştur.

Bugün Azerbaycan kukla ve şımarık Ermenistan’ın elinden Karabağ’ı geri aldıysa, Türkiye deki istikrar sayesinde olmuştur.

Zengezur koridoru açıldıysa ve Türk Dünyası’na İpek Yolu açılıyorsa bu fedakârlığın sonucunda açılıyor.

57 ülkeyi kapsayan Türk-İslam Birliği kuruluyorsa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şartsız, koşulsuz destek veren Devlet Bahçeli ve Mustafa Desteci sayesinde oluşmaya başlamıştır.

Bu liderlerde sürekli bakanlık isteselerdi, müdürlük isteselerdi, makam mevki derdine düşselerdi 21’inci yüzyıl Türk Yüzyılı olmayacaktı.

En fedakâr siyasi lider kim diye sorsanız; ülkenin çıkarlarını, kendisinin ve partisinin çıkarlarında üstün tutan, 2002’de Başbakan Yardımcılığı makamını, koltuğunu hiç düşünmeden bırakan, 2016’dan sonra AK Parti Hükümeti’ne hiç bir karşılık beklemeden destek veren Sayın Devlet Bahçeli’den başkası değildir.

Ülkücü camianın ve seçmenin Sayın Bahçeli’yi suçlamadan, MHP’den ayrışmadan, ayrılmadan, suçlamadan önce tüm bunları tekrar düşünmesi gerekmektedir diye düşünüyorum.

MHP’den ayrılan ve Devlet Bahçeli’nin partisini ve davasını sattığını, peşkeş çektiğini söyleyenler ne yaptı? Neredeler şimdi? Kimlerle hareket ediyorlar? İktidara gelmek için kimlerden medet umuyorlar? Türk-İslam Ülküsü nerede, onlar nerede?

Selam ver dualarımla.

Paylaş
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
ŞEHİRLERİN RUHU-2 - 29 Ağustos 2023 19:44
ŞEHİRLERİN RUHU-1 - 26 Ağustos 2023 08:09
OLMASAYDI(!) - 23 Kasım 2022 15:51
EN FEDAKÂR SİYASETÇİ - 22 Ekim 2022 11:19
AVRUPA BİZİ NEDEN KISKANIYOR? - 20 Ekim 2022 13:36
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ