Değerli okurlarım, kıymetli hemşerilerim…

Değerli okurlarım, kıymetli hemşerilerim…
Önce açık konuşalım: Biz gazeteciler kimsenin emir eri değiliz. Hiç kimse de bizim patronumuz değildir. Siyasetin içini de bilirim, dernekçiliğin mutfağını da… Kimin hangi işi nasıl çevirdiğini, kimlerin dernekleri hangi hesaplara alet ettiğini de görmezden gelecek değilim. Ben bir Urfalı olarak kimsenin tekerine çomak sokma derdinde değilim; ama yanlışın karşısında susacak da değilim.
30 Mart 2026 tarihinde İzmir’in Konak ilçesinde, Ege Şanlıurfalılar Federasyonu’nun açılışı yapıldı. Bu önemli günde, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu da programa katıldı. Kürsüye çıktığında siyasi kimliğini bir kenara bırakıp, herkesi kucaklayan bir üslupla konuşmasına başladı. “Miranız açık olsun, sohbetimiz bal olsun” diyerek gönül almaya çalıştı.
Peki sonra ne oldu?
Sahneye çıkan bazı siyasetçiler, konuşmalarında adeta bu nezaketi görmezden geldi. Söylemler, üslup, verilen mesajlar… Sanki o kürsü bir birlik ve beraberlik alanı değil de, siyasi gövde gösterisinin sahnesiymiş gibi kullanıldı. O an orada bulunan herkes şunu hissetti: Bu tablo, bu ortama yakışmadı.
Daha acısı ne biliyor musunuz? Bizler… Evet, biz Şanlıurfalılar… Misafir ettiğimiz bir belediye başkanını, protokolde ağırladığımız bir ismi, gözümüzün önünde bu tabloyla baş başa bıraktık. O sıcak sohbetin, o güzel başlangıcın nasıl zehir olduğunu hep birlikte izledik.
Şimdi soruyorum: Bu mudur misafirperverlik? Bu mudur hemşehrilik bilinci?
Dernekçilik; siyaset üstü bir köprü kurmaktır. İnsanları bir araya getirmektir. Ama eğer o kürsüler siyasi hesaplaşmaların aracı haline geliyorsa, orada bir sorun var demektir. Hem de ciddi bir sorun.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Yapılan bu tablo ne Urfa’ya yakıştı ne de Urfalılara.
Ben bir Urfalı hemşeriniz olarak, Urfa adına Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’dan özür diliyorum. Çünkü biz, misafirin baş tacı edildiği bir kültürden geliyoruz. Ve o gün, o kültüre yakışanı tam anlamıyla gösteremedik.
Eleştirim nettir, sözüm ağırdır ama niyetim kırmak değil; aksine doğruyu hatırlatmaktır. Eğer gerçekten güçlü bir toplum olmak istiyorsak, önce kendi içimizdeki yanlışlarla yüzleşmeyi öğrenmeliyiz.
Unutmayalım… Saygı göstermeyen, saygı da göremez.






